SU ve HAYAT
Ulvi EMRE
Yüce Allah; Enbiya suresi 30. Ayette şöyle buyurmaktadır:
"İNKÂR EDENLER, GÖKLER VE YER YAPIŞIKKEN, ONLARI AYIRDIĞIMIZI VE BÜTÜN CANLILARI SUDAN MEYDANA GETİRDİĞİMİZİ BİLMEZLER Mİ? YİNEDE İNANMIYORLAR MI?
Kimyasal olarak iki hidrojen bir oksijenin birleşmesinden meydana gelmiştir. Hidrojen +1 değerli iken oksijen -1 değerlidir. Yani her şeyde olduğu gibi burada da iki zıt birleşmiş ve suyu yani hayatı oluşturmuştur. Dünyada en kuvvetli yanıcı madde hidrojendir ve bugün için uzay araçlarında yakıt olarak kullanılmaktadır. Oksijen ise dünyada ki en yakıcı maddedir ve hayatın birçok alanında kullanılmaktadır. Bu kadar birbirine zıt iki element nasıl oluyor da bir araya gelip suyu oluşturabiliyor. Bu tıpkı şuna benziyor. Bir elinize benzin dolu bir bidon alıyorsunuz, öbür elinize yanmakta olan bir odun parçası, iki elinizi birbirine yaklaştırabilir misiniz? Benzin dolu ve ağzı açık bidonlu elinizi, yanmakta olan odun parçasını tutan elinize biraz yaklaştıracak olursanız, öyle bir alev alır ki yanmaktan kurtulamazsınız.
Peki; nasıl oluyor da, en kuvvetli bir yanıcı ile en kuvvetli bir yakıcı bir araya geliyor patlamıyor, yanmıyor ve tam aksine, yumuşak, latif ve hayat veren SU’yu meydana getiriyor? İşte bu sorunun cevabını yüce Allah Kur'an da şöyle veriyor:
"BİZ ONLARA, İSTESENİZ DE, İSTEMESENİZDE BİR ARAYA GELİN DEDİK, ONLARDA İSTEYEREK GELDİK" Dediler.
Modern biyolojide yapılan bilimsel deneyler ve araştırmalar gösterdi ki; Radyoaktif H3 hidrojen ile yapılan deneylerde DNA molekülleri, hidrojen iyonlarını, yalnızca sudan almaktadır.
İnsan vücudunun %80’nini su oluşturmaktadır ve bu suyun vücutta nasıl tutulduğu, nasıl depo edildiği halen tam olarak izah edilebilmiş değildir.
Konu; yalnız başına kitap olabilecek kadar teferruatlıdır. Konuyu fazla uzatmadan burada son veriyorum.
YAĞMUR VE KAR
Hayat kaynağımız olan SU yalnız yeryüzünde değil, sanki havaya uçup, oradan SU, SU diye çağıran tüm canlıların üzerine yağmur ve kar olarak inip onlara yeniden hayat vermektedir. Bu inişi onlar zarar görmesin diye sanki paraşüt takmışçasına öyle yumuşak bir şekilde yapar ki, sanki anne şefkati içerisinde onlara iner ve canlılık vererek ölmelerine engel olur.
Şimdi sizlere bir soru sorup, cevabı üzerinde düşünmenizi isteyeceğim. Soru şu; hepimizin bildiği gibi SU normal şartlar altında yer küre üzerinde (0) derecede donar. Hatta öyle donar ki bazen buz kalıpları, bazen de kutuplarda olduğu gibi buz dağları haline geliyor da, buharlaşıp havaya çıkınca, özellikle Sibirya semaları üzerinde atmosferin içerisinde (-40) derecede donup, milyonlarca hatta milyarlarca ton ağırlık haline gelip te insanların ve tüm canlıların üzerine buzdan kayalar halinde düşmüyorlar?
Konu ile ilgili olarak yapılan tüm bilimsel
çalışmalar, sorunun cevabını verebilmiş değil. Bazı bilim adamlarının açıklamalarına göre; su denizlerden buharlaşırken, bulutların içerisinde belirli oranda tuz ve kozmik tozların bulunması gerektiğidir. O zamanda şu soru akla geliyor! Buharlaşan su zerreciklerinin içerisinde tuz bulunuyorsa, neden yağan yağmurların içerisinde tuz yok? Bir diğer cevabı bulunamayan soru ise şu; bu kozmik tozların buluta ve dolayısıyla yağmur tanelerine nereden karıştığı.
Yüce Allah Kur'an’da konuya dikkat çekerek diyor ki;
"GÖKTEN BİR ÖLÇÜYE GÖRE SU İNDİRİP, ÖLÜ BELDELERE HAYAT VERDİK."
"NASIL GÖKTEN ÖLÇÜLÜ BİR SU İNDİRDİYSEM, SİZİDE TOPRAKTAN ÖYLE ÇIKARTACAĞIM."
Yağmurun oluşmasındaki ve yere inişindeki sırlar henüz tam olarak açıklanabilmiş değildir. Konu ile ilgili çok sayıda bilimsel kitaplar yazılmıştır. İlgilenenler için ( Byers Robert'in element of cloud phyics ve Lois j.nin Cloud physics And cloud secding) adlı eserlere bakabilirler.
Tüm dostlarıma hayırlı, huzurlu ve sağlıklı günler diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.



