Mahmut TOPTAŞ
Çiçeğin açması için toprağına, gübresine, suyuna dikkat edip rasgele her top¬rağı kullanmadığımız gibi, tertemiz eşler evlenince yiyip içtikleri, giyip kullandık¬ları mallara da dikkat edecekler. Haram ve pis olanları yemeyecekler ve kullanmaya-caklar.
Rabbimiz, İsa (s.a.v.)’ in annesi Meryem’in (r.a.) ço¬cuk¬luğunu anlatırken:
“Allah, Onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi” buyurur. (Al-i İmran süresi ayet 37)
Rabbimiz bütün insanlığa hitab ederek:
“Ey İnsanlar yeryüzündekilerden helal ve temiz olarak yiyin” buyurur. (Ba¬kara süresi ayet 167)
Rabbimizin yasakladığı uyuşturucuyu alan sarhoş kişi yolda sallanarak gittiği, arabayı devirdiği gibi, haramla beslenenler de kendi yuvalarını darmadağın ederler.
Cennet köşelerinden biri olan mutlu yuvalarında yaşayan eşlere, hain gözlerin izinin olmamasını isteyen Rabbimiz, erkeklerin ve kadınların gözlerine hakim olup harama bakmamalarını emreder. (Nur süreesi ayet 30-31)
Yüzünde göz izi dahi olmayan kadın ve erkeklerin isimlerinin de lekelenmemelerini, onlara “iffetsizlik” iftirasında bulunulmamasını emreder ve iffetli Müslümanlara zina iftirasında bulunduktan sonra ispat edemeyenlere hem bu dünyada, hem de ahirette büyük ceza olduğunu haber verir:
“İffetli, (her şeyden) habersiz kadınlara (zina iftirası) atanlar, dünyada da, âhirette de lanetlen¬mişlerdir. Onlar için büyük bir azap vardır.”
“O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıkları hak¬kında aleyhle¬rinde şa¬hitlik ede¬cektir.”
“O gün Allah onlara gerçek cezalarını tam olarak verir ve bi¬lirler ki Allah, apa¬çık Hakk'ın ta kendisidir.” (Nur süresi ayet 4,11,23,24,25)
Hucurat süresinin on birinci ayetinde de kötü isim ve kötü lakap takmayı yasaklamıştır.
Adı temiz, alnı temiz, geçmişi ve geleceği temiz eşler ister dinimiz. Ve temizliğin korunması için evlerin mahremiyetine önem verir.
“Ey iman edenler, kendi evinizden başka ev¬lere izin alma¬dan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız.”
“Eğer oralarda (başka evlerde) hiç bir kimse bulamazsanız, size izin verilin¬ceye kadar oralara girmeyin. Eğer size "Geri dö-nün" denirse hemen dönün. Bu sizin için daha temizdir. Allah, yaptıkları¬nızı çok iyi bilir.” (Nur 27,28)
Ananınızın, babanızın, kardeşinizin, oğlunuzun, kızınızın evine bile girerken önce izin almayı, sonra selam vermeyi emreden İslâm dini nerede, kadınları ve erkekleri hayvan alır satar gibi alıp satan, onlarla yatan, yattıklarının filmini çeken onu şeytanın kullarıyla birlikte seyreden, o filmlerden de para kazanan batı medeniyetinin zakkum meyveleri nerede!
Bu Nur süresi, müminler arasında fuhşun yayılmasını isteyenlerin yaptıkları iftiralara inanmamamızı isterken, iftiraya katılanların suçunun büyük olduğunu ifade ettikten sonra bu iftiraya bilgisizce katılanlara yardım ediyorsanız, o yardımı kesmemeyi de nasihat eder.
Hz. Ebubekir’in kızı ve Sevgili Peygamberimizin hanımı, bizim de annemiz olan Hz. Aişe’ye iftira eden münafıkların iftirasına katılan fakir sahabelere Hz. Ebubekir’in yaptığı yardımı kesmemesini isteyen ayet müsamahanın zirvesini bize öğretir:
“Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, ya¬kınlara, fakirlere ve Allah yolunda hicret edenlere (bir şey) vermemeye yemin et¬mesinler. Afvetsinler ve (İftiralarını) görmezlik¬ten gelsinler. Allah'ın sizi afvetmesini sevmez misiniz? Allah Ğafur'dur, Rahîm'dir.” (Nur süresi ayet 22)
İftiralara katılmadığımız gibi, İslâm hukukuna göre suçu sabit olan insanların yaptığı suçları bile tekrar etmeyeceğiz. Çünkü suçların tekrarlanması yayılmasına yardım eder. Rabbimiz buyurur:
“Mü'minler arasında fuhşun yayılmasını iste¬yenlere dünyada da, âhirette de acıklı azap vardır. Allah her şeyi bilir, siz bilemez¬siniz.” (Nur süresi ayet 19)
Not: Bu ayetlerin açıklamasını “Şifa Tefsiri” nden bir okuyuverin.
İsteme telefonu: 0212 511 10 85 Cantaş Yayınevi.






