Yanardağ Seyircisi Gibiyiz
Mahmut TOPTAŞ

Mahmut TOPTAŞ

Yanardağ Seyircisi Gibiyiz

21 Mayıs 2021 - 12:14

Filistinli bir mücahit, Semih el Kasım yıllar önce bir şiirinde özetle şöyle haykırmış:

“Yiyeceğimi alabilirsiniz,
Yatağımı satabilirsiniz,
Taş ocaklarında çalıştırabilirsiniz,
Çöplerinizi yedirebilirsiniz,
Ülkemi alabilirsiniz,
Gençleri hücreye atabilirsiniz,
Geçmişimizi talan, kitaplarımızı yakabilirsiniz,
Etimi köpeklere parçalatabilirsiniz,
Köyümün çatılarına terör ağı kurabilirsiniz,
Gözümün ışığını söndürebilirsiniz,
Anamın öpücüğünü yasaklayabilirsiniz,
Tarihimi çarpıtır, çocuklarımın gülmesini yasaklayabilirsiniz,
Yaşam hakkımı yasaklayabilirsiniz,
Çevreme nefret duvarları örebilirsiniz,
Ama siz güneşin düşmanlarıyla uzlaşmayacağım,
Damarıma kan bastıkça yüreğim, ‘direneceğim’ diye figan etmiş.” (Türkçesi, K.E.)
Figan etmiş ama yüreğinde hep yangınlar çıkmış.
Mehmet Akif merhum, figanın dile gelmesinin zor olduğunu, hatta hayal olduğunu, Hind&Pakistan’ın Ümmet şairi İkbal'in bile ruhunda duyduğu heyecanları dile getirememekten şikayet ettiğini, yüreğe çöken semum/zehrin üç beş aaaahhh la anlatılamayacağını ifade etmek için:
"Figâna söyletebilmek bir ızdırâbı, hayâl!
Diyordu şâiri Hind’in o feylesof İkbâl:
“Heyecâna verdi gönülleri,
Heyecanlı sesleri gönlümün;
Ben o nağmeden müteheyyicim:
Ki yok ihtimâli terennümümün.”
“Benim de kalb-i harâbımda duyduğum hicran,
Henüz duyulmadı mızrâbımın lisânından.
O bir “semûm”, onu nerden duyursun üç beş “âh”?" diyor.
Kucağındaki çocuğunun kurşunla öldürüldüğünü gören annenin feryadı arşı a’layı titretirken, bizim taşlaşmış yüreklerimizde ancak yankılanıp feryat sahibi annenin sesini kendine döndürmek oluyor.
Tevfik ziyad (Türkçesi K.E.) ın kararlı olduklarını:
“Düşüncemizi öldürmekten,
Yada yolumuzdan döndürmekten,
Bin defa daha kolay
İğne deliğinden deveyi geçirmek.” Diyor.
(Bülent Ecevit’in önsözüyle, Ribhi Hallum, Belgelerle Filistin, Alan yayıncılık 1988)
“İğne deliğinden devenin geçmesi” ifadesi Kur’an-i Kerimden alınmadır.
Kur’an’ın ayetlerini inkar edenlerin cehennemde ebedi kalacaklarını haber veren ayette:
إِنَّ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآَيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ
“Muhakkak ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmaz. Deve iğne deliğinden geçmeden cennete giremezler. İşte suçluları böylece cezalandırırız.” (A’raf süresi ayet 7/40)
Deve de iğne deliğinden geçemeyeceğine göre, diğer ayetlerde “Halidine fiha/Sonu gelmeyen, ebediyyen” şekliyle ifade edildiği gibi cehennemden çıkamayacaklarını açıklayan ayetin bu ifadesini kullanırken onlara “Biz bir ömür boyu Hak yolunda sizin zulmünüze uğrarken siz, sonsuz senelerde cehennemde yanacaksınız hatırlatmasını da yapmış oluyor.
Siyonistler bu inceliği anlarlar mı? Denilirse hepsi anlamaz ama Müslümanlara zulmetmekle meşgul birim bu inceliği de bilir.
Hatta Türk dilinde Fuzuli:
“Benim sırtımda öyle gam/keder yükü var ki, eğer benim bu stres yükümü bir devenin sırtına yükleseniz, cehennemdeki bütün kafirler cehennemden çıkar ve azab ehlinin hepsi sevincinde güler ve oynar” diye sadeleştirdiğimiz şu:
“Bu ğamlar kim benim vardır beîrin sırtına vursan
Çıkar kâfir cehennemden güler oynar azâb ehli” beytini bu gün okuyanın biri “Ben bu şiirde hiçbir derinlik görmüyorum” diyebilir.
Halbuki Fuzuli bu şiirinde Allah’ın ayetlerini yalanlayanların cehennemde ebedi kalacağını, deve iğne deliğinden geçerse, kafirlerin de cehennemden çıkacağını söyleyerek bunun olmayacağını ifade eden:
إِنَّ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآَيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى يَلِجَ الْجَمَلُ فِي سَمِّ الْخِيَاطِ وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِمِينَ
“Muhakkak ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı kibirlenenlere göğün kapıları açılmaz. Deve iğne deliğinden geçmeden cennete giremezler. İşte suçluları böylece cezalandırırız.” Ayetinden iktibas yapmıştır. (A’raf süresi ayet 7/40)
Volkan gibi patlayan şiirini okuduğumuzda mücahidin içinden gelen homurtuyu ve lavlarını görüyoruz ama onun gönül derinliklerinde meydana gelen kızgın katmanları göremediğimizden uzaktan yanardağ seyircisi gibi kalıyoruz.
Bu kendilerini Firavunun köleliğinden, zulmünden kurtaran Musa aleyhisselama bile ihanet eden, onun Tur dağında kırk gün kalmasını fırsat bilerek altından buzağı yapıp tapınan (Ta-Ha süresi ayet 20/87-88), güçlü kuvvetli bir orduyla karşılaştıklarında Musa aleyhisselama “Haydi sen ve Rabbin harp edin biz de buradan seyredelim” diyen,
قَالُوا يَا مُوسَى إِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا أَبَدًا مَا دَامُوا فِيهَا فَاذْهَبْ أَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ
“Musa'nın kavmi: "Ey Musa, onlar orada kaldıkça biz oraya hiçbir zaman girmeyiz. Sen ve Rabbin gidiniz ve onlarla harp ediniz. Biz burada oturacağız" demişlerdi.” (Maide süresi ayet 5/24)
Tur dağının kendilerini ezeceğini görünce “Tamam Tevratı işittik” diyen ama tehlike geçince “İsyan ettik” diyenler,
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُوا مَا آَتَيْنَاكُمْ بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُوا قَالُوا سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا فِي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُمْ بِهِ إِيمَانُكُمْ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
Hani "Size verdiğimiz (Tevrat)'ı kuvvetle tutun ve onu dinleyin" diye Tur'u tepenizin üzerine kaldırıp sizden kesin söz almıştık. "Dinledik isyan ettik" dediler. Ve küfürleri nedeniyle buzağı kalplerine içirilmişti. De ki: "Eğer mü'min iseniz imanınız size ne kötü şey emrediyor." (Bakara süresi ayet 2/93)
Allah’a ve Rasülü Musa aleyhisselam bile verdikleri sözü tutmayan Siyonistlerle anlaşma, andlaşma, sözleşme imzalamanın hiç bir faydası olmadığını yukarda adını verdiğim, önsözünü Sayın Bülent Ecevit’in yazdığı kitapta, bütün sözleşmelerinin hiç birine uymadıklarını sözleşme metinleri, tarihlerini veriyor ve uygulamadıklarını yazıyor.
Yiğitler, kahramanlar, mücahitler, Davud aleyhisselamın sapanıyla, Amerika, İngiltere ve Avrupa devletlerinin, gönülsüz desteklediği İsrail işgalcilerine, en az yüz yıldır, geri adım atmadan, Kudüs direnişini sürdüren kardeşlerim, zalimlere direnişte dünyaya örnek oldunuz.
Size “kardeşlerim” derken kendimden utanıyorum. Ağabeyimin benim kardeşim olduğunu babamla annem söyledi. Ağabeyime bir zarar verseler hemen harekete geçeceğimi sanıyorum ama, Rabbimin “Mü’minler kardeştir” sözüne aynı derecede karşılık veremediğim için utanıyorum.
Allah’a dayanan, O’na güvenen siz şanlı kahramanlara, çağın teknolojisinin ürettiği silahların, yüreklerinizde korku meydana getiremeyeceğini bizlere de gösterdiniz.
Kudüs savunmasında cephede bizlere de dua ediniz…..
Veya bize birkaç milyon doz cesaret aşısı gönderiniz de, uyuyan canları, uyuşan kanları harekete geçirsin.
Biz de sizlere, içinde korku titreşimleri olan dualar gönderelim.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar