• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • İLÇELER
  • KÜLTÜR-SANAT
  • ÖZEL HABER
  • SAĞLIK
  • SİYASET
  • SPOR
  • VEFAT EDENLER
  • ASAYİŞ YAŞAM
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. MAHMUT TOPTAŞ
  3. TEMİZ VE TEMİZLEYİCİ OLALIM
Yayınlanma: 23 Nisan 2024 - 16:10

TEMİZ VE TEMİZLEYİCİ OLALIM

23 Nisan 2024 - 16:10
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
TEMİZ VE TEMİZLEYİCİ OLALIM
MAHMUT TOPTAŞ

Güneşin altına camı tuttuğunuzda alttaki kâğıdı yakmıyor. Merceğin altına koyunca alttaki kâğıt yanıyor.
Çünkü mercek, güneşten aldığı tüm enerjiyi toplayıp, kâğıda yansıtıyor.
Onun için de bizim maddi, manevi gücümüz, bedeni gücümüz, kültür gücümüz zayıf olabilir.
Ama var olan maddi, ma¬nevi, kültür gücümüzü birleştirip, pislik saçan odaklara yöneltirsek oranın pisliğini kuruturuz, temizleriz.
Kur’an’ın ifadesiyle, Tathir ve tezkiye meydana gelir.
Peygamberler de gece gündüz, sahip olduğu bütün imkânlarını kullanarak insanlara tertemiz sahifelerdekini/suhufun utahherayı tebliğ görevini yaparlarken, insanlardan maddi bir şeyler istemi-yorlardı.
İnkâr ve isyan kirleri, ancak tertemiz Cebrail aleyhisselamın getirdiği Allah’ın himayesinde olan peygamberin bize tebliğ ettiği, gönüllerde korunan, dillerde okunan tertemiz sayfalarda bulunan Kur’an ayetleri ile temizlenir.
Bütün peygamberler önce:
“Bunun için sizden hiç bir ücret istemem. Benim ücretim âlemlerin Rabbine aittir” diyerek halkın, “Acaba neden söylüyor; makam, para, şöhret veya servet mi elde etmek istiyor” gibi düşüncelerinin cevabı olarak önceden bir maddi bir şey istemediğini söylüyor. (Şuara süresi ayet 26/109)
Şimdi dünyada servet, saltanat, şöhret, makam, mevki istemeden çalışan hiçbir topluluk yok.
Müslümanlar, kâfir ülkeler üzerine yürüdük¬lerinde derelerinde, ovalarında, köylerinde şehirlerinde dağların başında beş vakit ezan okuyorlar.
Bunlara, “Haydi kurtuluşa koşun, felaha ko¬şun” diyerek çağrıda bulunuyorlar.
Bugün Mekke’de, Kudüs’te, Vatikan’da ve bütün başkentlerde, insan sözü, Allah kelamının önüne geçirilince her yerde onlara karşı direnenler çıkıverdiler.
Karşı çıkanların bir kısmı silaha sarıldı bir kısmı muhalefet partileri olarak karşılıklı akıl ürünü kriter yarışmasına girdiler.
Muhalif olduğu kanunu uygulama makamında ise, istemeye istemeye onun zararlı olduğunu bile bile uygulamak zorunda kalırken kendisini teselli etmek için, “Biz, iktidar olduğumuzda bizim aklımıza uygun olan kanunu çıkartacağız” der ve emekli oluncaya kadar bu devam eder.
İslam’da ise Allah celle celalühün koyduğu kurallara gönülden iman etmek şarttır.
Kur’an-i Kerim’e iman etmek imanın şartlarındandır.
Yani gerçekten İslam’ı bilen ve yaşayan toplumlarda İslam hukuku, iman esaslarındandır.
Hâkimler, iman ettikleri dinin kurallarına göre hüküm vermenin mutluluğu içindedirler.
Hukuku din, dini hukuku olan bir toplumda halk yönetime itaatin de kendilerine sevap kazandıracağı ümidindedirler.
Yöneticiler de halkın, kendilerine karşı hile tarafına gitmeyeceği kanaatinde olurlar.
Yöneticiler de, yönetilenler de iman ettiği, o kitabı korumanın ibadet olduğunu, uygulanan her kuralın sevap olduğunu bilerek, inanarak uyguladığından huzur içinde olurlar.
Güçlünün kriterleri ise herkesi birbirinin kurdu durumuna sokar.
Herkes birbirinden kuşku duyar.
Güvenlik harcamaları, eğitim harcamalarının önüne geçer.
Filistin’i işgal etmek üzere oraya gemilerle getirilen teröristler, zaman içinde Birleşmiş Milletler’de devlet olarak kabul edilince terörist olmaktan çıkarıldılar, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan gibi unvanlarla yine eskiden olduğu gibi öldürme, çalma, talan etme, ablukaya alma, yerinden yurdundan kovma, hapsetme, işkence yapma eylemlerine eskisinden daha şiddetli devam ederken devlet olduğu için kimse karşı durmuyor.
Çünkü hepsi, “Yumurta, çalanındır” mantığıyla hareket ediyorlar.
Haksız terörist, başbakan olunca her yaptığı haklı oluyor.
Çünkü hakkın ölçüsü kendi akıllarıdır.
Tanrılarını bile kendi akıllarıyla belirliyorlar.
İsa aleyhisselam peygamber olduğu halde O’na, “Allah’ın oğlu” deyiverdiler, O’nu çivilerle duvara astılar ve O’nun adına ahkâm kestiler ve haksızlığın bin bir türlüsünü kanun adına yaptılar, yapmaya devam ediyorlar.
Eskiden batıl bir inanç vardı. ‘Güneşin oğlu’ veya ‘Allah’ın oğlu’ yahut ‘Zeus Allah’ın oğludur’ diyorlardı.
Güçlülerin kriterleri dayanılmaz hale gelince her devlette isyanlar başladı ve onlar, “Siz, adına bize hükmetmeye kalkışıyorsunuz” deyip isyan edi¬yorlar.
Onlar da, “Bunlar, teröristtir” deyip susturma tarafına gidiyorlar.
Almanya’da, İngiltere’de, İtalya’da yıllarca süren  çarpışmalar sonunda onlara da pastadan pay verdiler de onları da semirgen ve sömürgen yaptılar.
İşte İslam burada devreye giriyor ve “Seni, kalbini, aklını, tenini, dünyayı dolaşacak kadar uzun olan sinir sistemini, milyarlarca hücreni yaratan, yaşatan, donatan Rabbin, senin neyi nasıl yapacağını da öğretmek üzere peygamberler aracılığıyla kitaplarını indirmiş.”
Son peygamber ve son kitap Kur’an-ı Kerim, geçmişi, şimdiki hali, geleceği de takdir eden ve yaratandır.
Hazreti Adem’in içtiği suyun modası geçmediği gibi, Güneş’in ısı, ışık ve vitamin kaynağı olmaya, yaratıldığı günden beri devam ettiği ve modasının geçmediği gibi, Kur’an-ı Kerim’in ahkamının da modası geçmez.
Bütün insanları yaratan Rabbim, yönetim sistemini de peygamberleri ile vermiştir.
Peygamberi¬mize dikkat edilirse insanlara: “Allah’tan başka ilah (yaratan, yaşatan, yöneten ve donatan) olmadığına, benim de O’nun Resulü olduğuma iman etmenizi istiyorum” diyor.
Tabii ki bize göre çok basit bir ifade bu.
Anlayışımız yanlış olduğundan... Çünkü cahilliye dönemi insanı bu kelimeyi duyunca şunu anlıyor: “Allah’tan başka ilah olmadı¬ğına” dediğinde Ebu Cehil iyi anlıyor meseleyi...
“Haa... Bu adam, bizim saltanatımıza son veriyor. Bizim koyduğumuz ku¬rallara da son veriyor bu adam” diyor ve çıkarlarını koruma adına karşısına dikiliyor.
Cahilliye döneminde deve sütü ile ge¬çinen bir kabileye, “Allah’tan başka ilah olmadığına ben onun elçisi olduğuma inanmanızı istiyorum” dediği za¬man, kabile reisi anlıyor: “Bu adam, insanın in¬sana itaatini ve ibadetini yasaklıyor” diyor.
Eğer kendisi hüküm veri¬yorsa, çıkarları zedeleneceği için reddediyor.
Ama kendisi olumlu bir insansa, “Söylediği gayet makul. Zaten biz de iç dünyamızda hoş karşılamıyorduk. İnsanın insana itaati bütün insanlar arasında hoş görülmez. Peygamberim diyen bu adam kendisine itaate çağırıyor. Yaratan’a itaate çağırıyor” deyip Müslüman oluyor, bedevi iken medeni oluyor.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR - 10 Haziran 2026
  • ÖNCE KENDİMİZİ DÜZELTELİM - 08 Haziran 2026
  • FATİH'İN FETİHNAME'SİNİN TAM METNİ - 25 Mayıs 2026
  • HERKESE HİTABIMDIR - 16 Mayıs 2026
  • GÜÇLÜ DEVLET OLMAK NEDİR? - 07 Mayıs 2026
  • İMAN TAZELEYELİM - 18 Nisan 2026
  • KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM - 26 Mart 2026
  • EĞLENİYORLARMIŞ - 18 Mart 2026
  • BİZ AYRILAMAYIZ - 14 Mart 2026
  • MÜSLÜMANIN HER SANİYESİ İBADETTİR - 09 Mart 2026
  • DEĞERLİ OLANIN DÜŞMANI ÇOK OLUR - 03 Mart 2026
  • YÖRÜK OĞLUNUN BAŞARISI - 26 Ocak 2026
  • NE OLACAK? - 27 Aralık 2025
  • KENDİNİZE YAZIK EDİYORSUNUZ - 19 Aralık 2025
  • KORKUYU KORKUTMAK GEREK - 08 Aralık 2025
  • PAPALAR SEMBOLİKTİR - 02 Aralık 2025
  • ANTİKALAR VE İNSANLAR - 27 Kasım 2025
  • HEPİMİZ "ÇIPLAK UYARICIYIZ" - 22 Kasım 2025
  • SUYUMUZU BULANDIRAN ARANIYOR - 11 Kasım 2025
  • MÜMİNLER HER SÖZÜ DUYARLAR, EN GÜZELİNE UYARLAR - 05 Kasım 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 59
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR
MAHMUT TOPTAŞ
HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR
YOL
GÜNDOĞDU YILDIRIM
YOL
SULTAN AKBULUT
SULTAN AKBULUT
BİR YILI DAHA ESKİTTİK
ULVİ EMRE
ULVİ EMRE
EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI METNİ
HASAN BARAN
HASAN BARAN
KÖKSÜZ KALMAK
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MİSAFİR KALEM
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MUSTAFA UYSAL
MUSTAFA UYSAL
GARANTİ...
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
YUNUS TURAN
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
OSMAN NURİ KOÇAK
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
MUZAFFER CAN
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
Yılın son kahvesi
ÇOBAN ATEŞİ
Yılın son kahvesi
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
AHMET KÜÇÜKCİCİBIYIK
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
MUZAFFER KARAOĞLU
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
Çok Okunan Haberler
Karaman'da 5. Özel Eğitim Şenliği Düzenlenecek
Karaman'da 5. Özel Eğitim Şenliği Düzenlenecek
KMÜ’de Bahar Şenlikleri Başladı
KMÜ’de Bahar Şenlikleri Başladı
Miniklerin Büyük Fikirleri Yıl Sonu Etkinliğinde Sergilenecek
Miniklerin Büyük Fikirleri Yıl Sonu Etkinliğinde Sergilenecek
Ana Sayfa
EĞİTİM
EKONOMİ
GÜNCEL
İLÇELER
KÜLTÜR-SANAT
ÖZEL HABER
SAĞLIK
SİYASET
SPOR
VEFAT EDENLER
ASAYİŞ
YAŞAM
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR-SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Doğal Ürünler

Yeni Slow Radyo