• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • İLÇELER
  • KÜLTÜR-SANAT
  • ÖZEL HABER
  • SAĞLIK
  • SİYASET
  • SPOR
  • VEFAT EDENLER
  • ASAYİŞ YAŞAM
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. MAHMUT TOPTAŞ
  3. MEDENİYYET DENİLEN MASKARA MAHLÛKU GÖRÜN
Yayınlanma: 19 Ekim 2023 - 13:24

MEDENİYYET DENİLEN MASKARA MAHLÛKU GÖRÜN

19 Ekim 2023 - 13:24
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
MEDENİYYET DENİLEN MASKARA MAHLÛKU GÖRÜN
MAHMUT TOPTAŞ

Bu dünyada tüketimine ilk başladığımız şey, nefes nimetidir.
Fıtratımızda olan iman nimetimizi, kulağımıza okunan ezan ile nakşettiler.
Bir gün nefesimiz tükenir ama imanımıza tam sahip olursak bu gözlerle bu dünyada görmediğimiz, bu kulaklarda duymadığımız, bu dillerle atamadığımız, hayal bile edemediğimiz güzel nimetlere kavuşacağımızı ayetler ve hadisler haber vermektedir.
Hepimizin günleri sayılı olduğu gibi benim de gün ve saatlerim, dakika ve saniyelerim hatta saliselerim, rabialarım, hamiselerim sayılı.
Her nefesin hakkını vermeye çalışalım.
Beynimizi, aklımızı, kalbimizi, ellerimizi,  ayaklarımızı ve bütün organlarımızın işleyişini en donanımlı hastanede, en iyi uzman doktorlar gurubuna, “Benim kalbimin atışını, Allah’ın koyduğu kurallar dışında, çağdaş bir şekilde düzenleyin” diyecek bir tek kişi çıkmadığı halde,
Bu organlarımızı yaratanın kurallarından bizi uzaklaştırıp kendi kriterlerine göre yaşamaya zorlayan zorbalara, kalbimizi teslim etmediğimiz gibi  kalıbımızı da teslim etmemenin yollarını da öğreten Rabbimize olan imanımızı nefesimizden daha fazla korumamız gerekir.
Su tüketiminden, ekmek tüketiminden daha dikkatli olmamız gereken şey nefes tüketimimizdir.
Rabbimiz, her şeyi sayılı olarak yaratmıştır.
Onun katında yağmur taneleri, kar taneleri, kum taneleri bilinmekte ve yerli yerindedir.
Onları yerinden eden doymak bilmez, semirgen ve sömürgenliğini, put insanların kurallarından alanlar, dünyayı ifsat etmektedirler.
Yetmiş sekiz yaşımdan gün tüketmeye başladım.
Bu yaşıma gelinceye kadar, polis karakoluna, jandarmaya, savcılığa bir tek dilekçem olmamıştır.
Hiç haksızlığa uğramadım mı? Uğradım.
Yüzde yüz haklı çıkacağım şeyler de bile, hâkimin kendisine güvenim olduğu halde, elinde tuttuğu adalet terazisinin ayarını Birleşmiş Milletler Beyannamesi ve Avrupa kriterleri yaptığı için, terazisine güvenim olmadığından, kimseden şikâyetçi olmadım.
Bozuk terazinin başına, dünyanın en doğru, dürüst insanını koysanız, her tartışında, haksızlık yapması kesindir.
Hakkım geçen her insana hakkımı helal etmişimdir.
Ahirette kendi derdime düşmüş, Allah celle celalühten af beklerken bir de mahşer meydanında haksızların peşinde koşamam.
O kriterlerine güvendiğimiz, Birleşmiş Milletlerle, Avrupa kriterlerinin ne olduğunu, ne olacağını, bütün hakiki Müslümanlar bilmektedir.
 Kandırılmış Müslümanlarımıza da bu Filistin davasında bütün Avrupa yöneticileri ile Birleşmiş Milletlerin kriterlerinin ne olduğunu, Gazze’de iki milyon Müslüman Filistinliden tek canlı çıkmamasını emreden katillerin, soyguncuların, işgalcilerin yanında yer alarak kimliklerini gösteriverdiler.
Önce kâfirlikle kendilerini kirletenler, sömürecekleri insanların beyninin ayarını bozdular, “Kısa yoldan köşeyi dön de ne yaparsan yap” felsefesinin alt yapısını kanunlaştırdılar ve sıra tabiatı kirletmeye geldi.
Yalnız gördüğüne inanan kafirler, Hazreti Adem den son insana kadar bu tabiatın yetmeyeceğine inandıklarından, israflarını, iştahlarını frenlemek yerine, insanları toplu katliamlarla dengeyi sağlayalım mantığını yaymaya başladılar.
Anlayın, kendini medeni, çağdaş, hümanist olarak tanıtan ve bize de yutturanların kriterlerinin iç yüzünü gösterdiler.
Mehmet Akif Ersoy merhum, onların iç yüzünü, aynı zamanda bizim de hal-i pür melalimizi/içler acısı durumumuzu ne güzel açıklayıvermiş:
         “Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:
         Elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım:
         Ne yapıp ye’simi kahreyleyeyim, bilmem ki?
         Öyle dehşetli muhîtimde dönen mâtem ki!..
         Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan
         Yatıyor şimdi... Nasıl yerlere geçmez insan?
         Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu,
         Nereden başladı yükselmeye, bak, nerde ucu!
         Bu ne hicrân-ı müebbed, bu ne hüsrân-ı mübin...
         Ezilir rûh-i semâ, parçalanır kalb-i zemin!
         Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar:
         Dipçik altında ezilmiş, paralanmış kafalar!
      Bereden reng-i hüviyyetleri uçmuş yüzler!
         Kim bilir hangi şenâatle oyulmuş gözler!
         “Medeniyyet” denilen vahşete lâ’netler eder,
         Nice yekpâre kesilmiş de sırıtmış dişler!
         Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!
         Nice başlar, nice kollar ki cüdâ cisminden!
         Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkat;
         Sonra, namusuna kurban edilen bunca hayat!
         Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
         Göğsü baltayla kırılmış memesiz valideler!
         Teki binlerce kesik gövdeye âid kümeler:
         Saç, kulak, el, çene, parmak... Bütün enkàz-ı beşer!
         Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından,
         Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can!
         İşte bunlar o felâket-zedelerdir ki, düşün,
         Kurumuş ot gibi doğrandı bıçaklarla bütün!
         Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük
         Bir cinayet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!
        
         Ey, bu toprakta birer na’ş-ı perîşan bırakıp,
         Yükselen, mevkib-i ervâh! Sakın arza bakıp;
         Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var...
         Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
         Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdârımıza!
         Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!
         Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark’ın, tükürün!
         Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!
         Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
         Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
         Tükürün Ehl-i Salîb’in o hayâsız yüzüne!
         Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!
         Medeniyyet denilen maskara mahlûku görün:
         Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!
                                                                              
         Hele i’lânı zamanında şu mel’un harbin,
         “Bize efkâr-ı umûmiyyesi lâzım Garb’in;
         O da Allah’ı bırakmakla olur” herzesini,
         Halka îman gibi telkîn ile, dînin sesini
         Susturan aptalın idrâkine bol bol tükürün!..”
(Mehmet Akif Ersoy, Safahat, üçüncü kitap, Hakkın Sesleri)
 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR - 10 Haziran 2026
  • ÖNCE KENDİMİZİ DÜZELTELİM - 08 Haziran 2026
  • FATİH'İN FETİHNAME'SİNİN TAM METNİ - 25 Mayıs 2026
  • HERKESE HİTABIMDIR - 16 Mayıs 2026
  • GÜÇLÜ DEVLET OLMAK NEDİR? - 07 Mayıs 2026
  • İMAN TAZELEYELİM - 18 Nisan 2026
  • KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM - 26 Mart 2026
  • EĞLENİYORLARMIŞ - 18 Mart 2026
  • BİZ AYRILAMAYIZ - 14 Mart 2026
  • MÜSLÜMANIN HER SANİYESİ İBADETTİR - 09 Mart 2026
  • DEĞERLİ OLANIN DÜŞMANI ÇOK OLUR - 03 Mart 2026
  • YÖRÜK OĞLUNUN BAŞARISI - 26 Ocak 2026
  • NE OLACAK? - 27 Aralık 2025
  • KENDİNİZE YAZIK EDİYORSUNUZ - 19 Aralık 2025
  • KORKUYU KORKUTMAK GEREK - 08 Aralık 2025
  • PAPALAR SEMBOLİKTİR - 02 Aralık 2025
  • ANTİKALAR VE İNSANLAR - 27 Kasım 2025
  • HEPİMİZ "ÇIPLAK UYARICIYIZ" - 22 Kasım 2025
  • SUYUMUZU BULANDIRAN ARANIYOR - 11 Kasım 2025
  • MÜMİNLER HER SÖZÜ DUYARLAR, EN GÜZELİNE UYARLAR - 05 Kasım 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 59
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR
MAHMUT TOPTAŞ
HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR
YOL
GÜNDOĞDU YILDIRIM
YOL
SULTAN AKBULUT
SULTAN AKBULUT
BİR YILI DAHA ESKİTTİK
ULVİ EMRE
ULVİ EMRE
EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI METNİ
HASAN BARAN
HASAN BARAN
KÖKSÜZ KALMAK
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MİSAFİR KALEM
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MUSTAFA UYSAL
MUSTAFA UYSAL
GARANTİ...
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
YUNUS TURAN
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
OSMAN NURİ KOÇAK
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
MUZAFFER CAN
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
Yılın son kahvesi
ÇOBAN ATEŞİ
Yılın son kahvesi
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
AHMET KÜÇÜKCİCİBIYIK
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
MUZAFFER KARAOĞLU
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
Çok Okunan Haberler
Karaman Kent Konseyinden Vali Çiçek'e Ziyaret
Karaman Kent Konseyinden Vali Çiçek'e Ziyaret
İl Müdürü Bulut, Merkezin En Uzak Köylerinde Üreticilerle Buluştu
İl Müdürü Bulut, Merkezin En Uzak Köylerinde Üreticilerle Buluştu
KMÜ Edebiyat Fakültesi Öğrencileri Görkemli Törenle Mezun Oldu
KMÜ Edebiyat Fakültesi Öğrencileri Görkemli Törenle Mezun Oldu
Ana Sayfa
EĞİTİM
EKONOMİ
GÜNCEL
İLÇELER
KÜLTÜR-SANAT
ÖZEL HABER
SAĞLIK
SİYASET
SPOR
VEFAT EDENLER
ASAYİŞ
YAŞAM
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR-SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Doğal Ürünler