Mahmut TOPTAŞ
Namazlarımızda en fazla okuduğumuz süre Fatiha süresidir.
Günde beş vakitte kırk defa Fatiha süresi okuruz.
Ve beşinci ayetinde “Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım isteriz.” derken “her şey Allah tır veya Allah her şeydir” diyenlere cevap veririz. Çünkü biz ibadet edenle ibadet edileni ayırıyoruz.
Aynı zamanda “Kul fiilini kendisi yaratır” diyen Mutezile mezhebinde olanlara da cevap vermiş oluyoruz.
Her istediğimizi yapamadığımızı biliyoruz.
Gerçi her istediğimizi yapamadığımız bizim için iyiliktir.
Yoksa her istediğini yapabilseydi bazı insanlar yeryüzünde insan bırakmazdı.
Ma'rifet makamında vuslat makamı vardır ki bu “İyyake Na'büdü”
“Yalnız Sana ibadet ederiz” diyerek, Huzur'da olduğunu, kendisi Allah'ı görmese de Allah'ın kendisini gördüğünü bilerek ibadet ederse Mevla'sı¬na kavuşan Mecnun gibi olur.
“Yalnız Senden yardım isteriz” derken Allah’tan başka her şeyi elinin tersiyle itip ondan başka dilek kapısı olmadığını söylemekle “Fena Fillah” mertebesine varır.
Gecenin son namazı olan Vitir namazının son rekatında okuduğu “Kunut” duasında “Allahım, biz senden yardım isteriz” derken isteklerimizi, istediklerimizi, talepte bulunduğumuz insanları yaratanın Allah olduğunu görünen elin kime ait olursa olsun verenin Allah olduğunu bilir ve yalnız ondan isteriz.
“Senin bizi afvetmeni isteriz” derken yaptığımız suçların ağırlığı altında ezilerek iki dünyada onun cezasından korktuğumuzdan önce bütün suçlardan uzak durup, pişman olduğumuzu ve geçmiş suçlarımızın da yatağa yatmadan afvını isteriz.
“Bize doğru yolu göstermeni isteriz” diye dua ederken komünizmin doğruları yetmiş yılda yetmiş milyon insanın ölümüne sebep olduğunu, kapitalistlerin doğrularının da dünyayı önce sefalete sonra sefahete daha sonra uluslar arası cinayete sevk ettiğini, en aklı başında devlet diye bize yutturulanın doğrularının beş yılda beş milyona yakın Müslüman öldürmeye sebep olduğunu gördükten sonra “Bize doğru yolu göstermeni isteriz” diye yalvarmaya başladık.
“Sana iman eder, senden tevbelermizi kabul etmeni diler, sana tevekkül eder/güveniriz.”
Derken dikkat etmişseniz Fatiha süresinde de, Kunut duasında da hep “Biz”, “iman ederiz, “Güveniriz” derken çoğul kullanırız.
Rabbimiz bize “Ben” demeyi değil, “Biz” demeyi öğretiyor.
Musa (a.s.) dünyada devlete ulaşmayı, denizde boğul¬mayı göze alıp Rabbine tevekkül ederek yürümekle başardı.
Yusuf (a.s.) devlete ulaştı ama hapishaneden geçti.
İbrahim (a.s.) devlete ulaşmak için ateşe atılmayı göze aldı.
Çekirdeğin bile çiçek açabilmesi için çatlaması gerekiyor.
Ana yavrusunu koklamak için doğum sancısı çekiyor.
Yani ta¬biatta da aynı kural geçerli.
Kur’ana inanan mü'min insan, şartların kötülüğü seni yolundan alı¬koymasın.
Mantığın yanıltmasın. Tevekkülüne zarar vermesin.
Ateşin içinde İbrahim'i yalnız bırakmayan, kuyudan Yusufu kurtaran, denizden Musa'yı geçiren Allah, kulunu yalnız bırakmaz.
Ama nasıl? deme.
Yürü.






