DİLDE ISTILAH’ IN/TERİM’İN ÖNEMİ
MUZAFFER CAN
Her dilde kelimeler anlamda iki kısım ayrılır, 1-sözlük anlamı, 2-Istılah /terim anlamı. Sonra bu ıstılah/terim anlamı her milletlin dili mükemmel kullanmasına göre; edebi, siyasi. ilmi faktörlere dayalı olarak çeşitlilik kazanır. Örnek olarak “kaynamak” kelimesini ele alalım;
Kaynama sözlükte, bir sıvının yüksek ısı etkisiyle onun ısıya yakın olan kısmı genleşmesi nedeniyle hafifleyerek yükselir ve soğuk kısım onun yerine geçer, sonra diğer kısımlar aynı şekli sürdürür, her yanı belli dereceye çıkınca sıvıdan hava kabarcıkları çıkmaya başlar, işte buna sözlükte “Kaynama” denir. Eğer “içim kaynadı, lafı kaynattı, kaynadı gitti, gibi hisle biline bilen bir anlamı varsa ona da ıstılahi/terim anlamı denir.
Dilde terim olmasaydı konuşmamız çok zorlaşır, başımız kaşımız, gözümüz, elimiz, ayağımız hatta vücudumuz konuşmamıza katılmak durumunda kalırdı.
çünkü sadece yalın söze dayalı bir dil ile maksat tam olarak ifade edilemez, edilse de bir sürü kelime kullandıktan ve bir sürü kelimeyi israf ettikten sonra. Terimi çok iyi bilmemiz gerek. Terim bilgimiz ne kadar az olursa yanlışımız da o kadar fazla olur.Terim bilgimiz ne kadar çok olursa, konuşma o kadar kolay olur.Terim bilgimiz ne kadar kıt olursa yanılma payı da o kadar çok olur. Hele içi edebiyat ıstılahlarıyla dolu bir konuşma cennet pınarlarından su içmek gibidir.
Burada bilinmesi zorunlu olan dini ıstılahlar/terimlerdir. Çünkü din Adem (as) ile başlamış olduğuna göre dini ıstılahlar insanlık ile aynı yaştadır. İlk sahifelerle başlayan bu terimleşme Kuranın gelmesi ile tam doruğuna erişmiş oldu. Onu Efendimiz (sav) in sözleri takip ederek bu dinî ıstılah fıkıh edebiyat. ahlak, hadis, tarih ve matematik gibi ilim dallarına da geçerek günümüze ulaştı. Ve lillahi-l hamd.
Bilhassa işi çevirmenlik olanlar ıstılahları tam olarak bilmeden tercümeye girişmesi af edile bilir bir kusur değildir. Çünkü Arapça en eski dillerden biri olması yanında dünyanın en kuvvetli lisanlarından biridir de. İslam dininin Arapça olarak gelmesi bu dili daha zirvelere taşımıştır. Kuranın edebi mucize ile gelmiş olması o gün hayatta olan Arap şair ve ediplerini hayrette bırakmıştır. Onların en meşhurlarından sayılan Lebit ve Kab b. Züheyr gibi şiirin doruğundakiler Kuranı okuyunca onun edebiyatı karşısında bir daha şiir yazmadılar. Arapça çalışması ashabı kiram döneminde başlamış bulunuyordu.
Fiil çekimini ilk defa Hz. Ali’nin yaptığı rivayet edilir.
Mesela; Namaz Arapçada salat’tır ve namaz kılmak anlamına gelir. İslam öncesi müşriklik döneminde ise salat, belli ritüelleri olan bir ayin ve merasim yapmak anlamına geliyordu. Bu konuda Allah Enfal suresi 35 ayetinde şöyle buyurur: وما كان صلاتهم عند البيت إلا مكا ء وتصدية Onların Beytullahta naman kılışları ancak ıslık çalmak ve el çırpmadan ibaretti. (Kuran, 8 (35). Bu ayette gayet açık şekilde Müşriklerin kullanımı ile terimleşse bile bunu kullanmamamız gerektiğini Allah açıklıyor. Bunun gibi Oruç, zekat. hac kelimeleri de böyledir. Hac ziyaret anlamına gelir. Oruç aç kalmaya denir. Zekat temizliktir. Ama artık ne hac, ne zekat, ve ne oruç o eski manalar için kullanılır. Kuranda geçen bütün ıstılahlar tercüme edilirken azami gayret gerekir. Bu birkaç söz ile ıstılah/terim konusuna girmiş olduk. Allah nasip ederse bu konuya devam edeceğiz. Selamlar.






