• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • İLÇELER
  • KÜLTÜR-SANAT
  • ÖZEL HABER
  • SAĞLIK
  • SİYASET
  • SPOR
  • VEFAT EDENLER
  • ASAYİŞ YAŞAM
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. MAHMUT TOPTAŞ
  3. Behlüller
Yayınlanma: 09 Ekim 2019 - 14:11

Behlüller

09 Ekim 2019 - 14:11
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Behlüller
MAHMUT TOPTAŞ

Behlül, köyünden ilk defa çıktı ve ülkesinin başkentine geldi. O, iç dünyasında her şeyi güzelleştiren, hayal âleminde yaşayan bir adamdı.

Şehrin merkezindeki geniş caddeler, yüksek heykeller ve köşklere dikkatle bakıyor hayretler içinde kalıyordu.

Gelip geçenler bazı şeyler soruyor cevap alamıyordu. Behlül’ün söylediğini onlar anlamıyordu, Behlül de onları anlayamıyordu.

Öğleye doğru çok büyük bir otelin önünde durdu, dikkatle baktı, binanın yüksekliği, güzelliği, bahçesinin düzeni ve sağlamlığına hayran kalmıştı.

İnsanlar binanın geniş kapısından girip çıkıyorlardı. Behlül, kendi kendine, “Herhalde burası kutsal bir insanın mezarı” dedi ve içeriye daldı.

Geniş bir salonda şık beylerin ve bayanların masalar etrafında oturduklarını ve yemekler yediklerini, yemek yerken orkestradan müzik dinlediklerini gördü. Yanıldığını anladı. “Galiba burası şehrin yöneticisinin, büyük bir başarı sonunda halkına ziyafet verdiği yer” diye düşünürken iyi giyimli bir adam, boş bir masa gösterdikten sonra o günün bütün yemeklerinden getirmeye başladı.

Karnı doyduktan sonra kalktı, kapıya doğru yürüdü, kapının önünde parlak elbiseli biri karşıladı. Behlül içinden, “Şehrin yöneticisi kesinlikle bu. Kendisi uğurlamak için kapının önüne kadar geliyor” dedi.

Gelen adam bir şeyler söylüyor, anlamadığı için kendi diliyle ikramlar için teşekkürlerini bildiriyordu.

Derken o adam iki elini birbirine vurunca dört tane adam geldi, ikisi iki tarafına durdu, biri önde biri arkada olarak onu alıp götürürlerken Behlül, “Ne iyi yönetici, beni şehrin dört tane eşrafıyla ağırlamak istiyor” dedi.

Büyük bir binadan içeri girdiler, geniş bir salona vardılar. Yüksek bir yerde oturan heybetli bir adamı görünce, “İşte devlet başkanı da bu. Benim gibi bir garibi ağırlayacak kadar mütevazi” diyordu. Onun hâkim olduğunu, yemek parasını vermediği için kendisine ceza vereceğini de bilmiyordu.

Hâkim, Behlül adına bir avukat tayin etti ve duruşma başladı ama söylenenleri anlamadığı için hâkim kendisine her bakışında Behlül, başıyla hâkime teşekkürler sunmayı ihmal etmiyordu.

Duruşma sonunda hâkim kararını verdi. Behlül’ün suçu bir levhaya yazılacak ve o levha Behlül’ün boynuna asılacak. Behlül, eğersiz ve semersiz bir atın sırtına bindirilecek, önünde bir davulcuyla zurnacı olacak ve şehrin bütün sokaklarında  gezdirilecek ki bir daha kimse böyle bir suçu işlemesin.

Davulcuyla zurnacı önde, iki görevli atın başından çekiyorlar, şehrin çocukları atın arkasında, şehir esnafından davul sesi duyan herkes kaldırımlarda Behlül’ü seyrederken Behlül sevincinden uçuyor ve “Böyle bir devlet başkanını görmediğini, şehre gelen bir garibi önce doyurduğunu, sonra ‘Misafirimdir’ diye bir levhayı boynuna astığını, şehri gezerken yaya yürütmediğini, at verdiğini, iki görevliyi yanına verdiğini, hatta bir davulcu ve zurnacıyla da eğlendirdiğini” düşünürken kalabalıklar arasından tanıdık birini gördü. O kendi köylüsüydü. Ona bağırdı, “İşte köyümüzde ihtiyarların anlattığı o masal şehir masal değil gerçekmiş. Bak beni  nasıl karşılayıp gezdiriyorlar” dedi.

Köylüsü işin iç yüzünü biliyordu ama gerçeği söyleyerek Behlül’ün moralini bozmadı, gülümsedi ve başını eğdi.

Behlül, at üzerinde gülümseyen çehresiyle başı dimdik, halkı selamlayarak yoluna devam etti.

Bize ait olan bu hikâyeyi, Beyrut doğumlu, Hıristiyan bir aileden gelen, genç yaşta Amerika’ya göç eden, Amerika’da bir ekol oluşturan, beş yüzün üzerinde baskı yapan, The Prophet isimli eserinde, Mustafa isimli bir peygamberi anlattığı için, İsa aleyhisselamın peygamber olduğunu, Allah’ın oğlu olmadığını söylediği için kilise tarafından aforoz edildiğinden, özgürlükler ülkesi Amerika’da bir otel odasında 49 yaşında 1932 yılında aç ve bî ilaç ölen Cübran Halil Cübran’ın “Külliyat”ından aldım.

Ama ben bu türden sayısız Behlül tanırım. Hangisini yazayım derken hepsine tercüman olsun diye hikâyeyi serbest bir şekilde terceme etmeyi tercih ettim.

 İslâmi hizmetlerinden dolayı karakollarda kalan, hapis yatan, işkence gören, sohbet toplantıları basılan dostum olan insanlar tanırım ki, onlar otuz yıl oy verdikleri başbakanın kendileri gibi düşündüğünü, çaktırmamak için sahip çıkmadığını, başbakanlıktan kendileri için gözyaşı döktüğünü, dua ettiğini, hatta okudukları kitabı onunda okuduğunu söylüyorlardı.

Keyiflerini kaçırmamak için güldüm ve başımı eğdim geçtim.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • ÖNCE KENDİMİZİ DÜZELTELİM - 08 Haziran 2026
  • FATİH'İN FETİHNAME'SİNİN TAM METNİ - 25 Mayıs 2026
  • HERKESE HİTABIMDIR - 16 Mayıs 2026
  • GÜÇLÜ DEVLET OLMAK NEDİR? - 07 Mayıs 2026
  • İMAN TAZELEYELİM - 18 Nisan 2026
  • KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM - 26 Mart 2026
  • EĞLENİYORLARMIŞ - 18 Mart 2026
  • BİZ AYRILAMAYIZ - 14 Mart 2026
  • MÜSLÜMANIN HER SANİYESİ İBADETTİR - 09 Mart 2026
  • DEĞERLİ OLANIN DÜŞMANI ÇOK OLUR - 03 Mart 2026
  • YÖRÜK OĞLUNUN BAŞARISI - 26 Ocak 2026
  • NE OLACAK? - 27 Aralık 2025
  • KENDİNİZE YAZIK EDİYORSUNUZ - 19 Aralık 2025
  • KORKUYU KORKUTMAK GEREK - 08 Aralık 2025
  • PAPALAR SEMBOLİKTİR - 02 Aralık 2025
  • ANTİKALAR VE İNSANLAR - 27 Kasım 2025
  • HEPİMİZ "ÇIPLAK UYARICIYIZ" - 22 Kasım 2025
  • SUYUMUZU BULANDIRAN ARANIYOR - 11 Kasım 2025
  • MÜMİNLER HER SÖZÜ DUYARLAR, EN GÜZELİNE UYARLAR - 05 Kasım 2025
  • SENİN HAYATINI KİM BİTİRECEK? - 25 Ekim 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 59
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
ÖNCE KENDİMİZİ DÜZELTELİM
MAHMUT TOPTAŞ
ÖNCE KENDİMİZİ DÜZELTELİM
YOL
GÜNDOĞDU YILDIRIM
YOL
SULTAN AKBULUT
SULTAN AKBULUT
BİR YILI DAHA ESKİTTİK
ULVİ EMRE
ULVİ EMRE
EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI METNİ
HASAN BARAN
HASAN BARAN
KÖKSÜZ KALMAK
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MİSAFİR KALEM
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MUSTAFA UYSAL
MUSTAFA UYSAL
GARANTİ...
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
YUNUS TURAN
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
OSMAN NURİ KOÇAK
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
MUZAFFER CAN
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
Yılın son kahvesi
ÇOBAN ATEŞİ
Yılın son kahvesi
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
AHMET KÜÇÜKCİCİBIYIK
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
MUZAFFER KARAOĞLU
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
Çok Okunan Haberler
Karaman İl Millî Eğitim Müdürlüğü “Bizim Köyde Bilim Var” Projesine TÜBİTAK Desteği
Karaman İl Millî Eğitim Müdürlüğü “Bizim Köyde Bilim Var”...
Kaymakam Açar’dan Tomurcuklar Anaokulu’na Ziyaret
Kaymakam Açar’dan Tomurcuklar Anaokulu’na Ziyaret
Kazımkarabekir’de Şakayık Hasadı Başladı
Kazımkarabekir’de Şakayık Hasadı Başladı
Ana Sayfa
EĞİTİM
EKONOMİ
GÜNCEL
İLÇELER
KÜLTÜR-SANAT
ÖZEL HABER
SAĞLIK
SİYASET
SPOR
VEFAT EDENLER
ASAYİŞ
YAŞAM
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR-SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Doğal Ürünler