• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Ara
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • İLÇELER
  • KÜLTÜR-SANAT
  • ÖZEL HABER
  • SAĞLIK
  • SİYASET
  • SPOR
  • VEFAT EDENLER
  • ASAYİŞ YAŞAM
  • Ara
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. MAHMUT TOPTAŞ
  3. Al, Ala, Aldanmak Ve Kandırmak
Yayınlanma: 03 Kasım 2020 - 10:40

Al, Ala, Aldanmak Ve Kandırmak

03 Kasım 2020 - 10:40
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Al, Ala, Aldanmak Ve Kandırmak
MAHMUT TOPTAŞ

İlkokula gidiyorum. Uzaktan akrabamız da olan ve benden en az yirmi yaş büyük olan bir ağabeyimiz, yanık sesiyle bir türkü çığırmaya başladı.

Sözün değerini daha bilmediğimiz zamanlardı.

 Ben, türkünün havasına kaptırmıştım kendimi ama hemen türküyü ezberlemiştim de.

“Ben havada uçar idim

Al ile tutun beni

Ben bahamı bilir idim

Bir pula sattın beni”

Zaman zaman ben de onun çığırdığı şekilde söylemeye başladım.

Yaşım biraz ilerleyince anlamını da merak ettim ve bazı kelimelerde takıldım.

“Al ile tuttun beni” mısraındaki “Al” kelimesinin manasını bilemedim.

“Al” kelimesi köyümüzde kullanılır ama kırmızı veya pembe renk için kullanılır.

Nedim, sevgilisini yanaklarının kızardığını anlatmak için “Ruhsar-ı- al” demiş:

“Haddeden geçmiş nezaket, yalü bal olmuş sana

Mey süzülmüş şişeden, ruhsar-ı al olmuş sana” diyor.

Ama Hüseyin Kazım Kadri’nin hazırladığı “Büyük Türk Lügatı” nda “Al” kelimesinin aynı zamanda mekr, hile, aldatma, tuzak anlamlarına da geldiğini yazmış ve örnekler vermiş.

Lügatten manasını görünce ben yine köyüme gittim.

Benden en az yirmi beş veya otuz yaş büyük olan bir merhum avcı “Keklik avına gideceğim ve al ile keklik vuracağım” dediğini hatırladım.

Bir gün köyüme gittiğimde “Al ile kekliği nasıl vurdun” diye sordum.

“Şöyle, bir insanı gizleyecek büyüklükte beyaz bir bezin üzerin kırmızı, kahverengi, siyah renklerle boyarsın alaca haline gelir. O bezi önüne turasın, keklik sürüsü uzaktan onu görünce tuzağa doğru gelir ve kendini renge kaptırdığından silahın atış menziline girince tetiğe basarsın” demişti.

Seyyit Azıym Şirvani,

 “Meni ol meh lika yadına salmaz bilürem

Günde yüz müjde ile alladır ağyarımı”

Yani, O ay yüzlü sevgilim, beni yanında tutar yadlara salmaz bilirim ama günde düşmanlarımı aldatmak için yüzlerce müjdeler sunar” derken “Al” kelimesine “aldatır” manasını vermiş.

Sünbül zade Vehbi:

“Düzgün ile yanağın al eyler

Al ile aşıkın abdal eyler”

Vehbi efendi, birinci mısradaki “al” kelimesini penbe olarak kullanmış, ikinci mısradakini “Düzgün” adlı penbe kremi yüze sürerek aşkını kandırır ve abdallaştırır” diyor.

Mehmet Akif merhum da Safahat’ında emekli apşalardan ve kırkından sonra azanlardan birini tarif ederken

“Çehre allıklı sabunlarla mücella her gün

Fes yıkık, kelle çıkık, kaş yılışık göz süzgün” der.

“Allık” makyajda kullanılan penbe renkli toz halindeki makyaj amlzemesi. “Al” hem rengi anlatır hem yüzü soluk olanların, rengi uçuk olanların yanaklarını kanlı, canlı, heyecanlı gösterdiğinden aynı zamanda “Allık” kelimesindeki “Al” tuzak manasına da gelir.

“Al” kelimesi Arapçada soyundan/neslinden gelenler anlamına dır.

Al-i Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem, birinci derecede hazreti Ali, hazreti Fatıma, hazreti hasan ve hazreti Hüseyin’dir.

İkinci derecede Sayyid ve Şeriflerdir.

Üçüncü derecede İslam dinine iman eden bütün Müslümanlardır.

Namazlarımızın son oturuşunda Salli ve Barik dualarını okurken  “Al-i İbrahim ve al-i Muhammed üzerine dua okuruz.

Osman oğullarına “Al-i Osman” denir.

Bir sihirbazın aynına saf, salak süsü vererek öğrenci olan Ali Cengiz, sihirbazı mağlup edince “Sen Ali Cengiz’e değil, Al-i Cengiz’e mağlup oldun” demiş ve kelime oyunuyla derse başlamış uyanık.

Kırmızı manasına gelen al ve ala kelimeleriyle üstün, iyi, güzel, yüce manalarına gelen “Ala” kelimesi alfabemizin yetersizliğinden hep karışır. “âlâ” diye yazanlar var, “A’la” veya “A’lâ” diye yazanlar var ama söylenişinde çok hatalar yapılır.

Konum bu değil.

Siyasette, sanatta, edebiyatta “Yanlış anlaşıldım” diyenler, “Ne alakası var” diyenler. “Hiç anlamışsın” diyenler var da, söylediğinin anlatmak istediğiyle uzaktan yakından alakası olmadığını itiraf eden hiç yok.

Ayet, Hadis, Fıkh konularında yazılan kitabları okurken kelimelere verilecek manaları günümüzde yazılan lügatlara abkarak  anlamamız mümkin değildir.

Sevgili peygamberimiz, Amcası oğlu Abdullah bin Abbas için:

اللَّهُمَّ فَقِّهْهُ فِي الدِّينِ

“Allah’ım, onu dinde fakih kıl” (Buhari, Sahih, K. Vudu bab 10)

Ahmed’in Müsned’inde, Taberani’nin Mucemi kebirinde, Hakim’in Müstedrekinde ise:

اللَّهُمَّ فَقِّهْهُ فِي الدِّينِ وَعَلِّمْهُ التَّأْوِيلَ

“Allah’ım onu dinde fakih kıl, ve ona te’vili/tefsiri öğret” diye dua etmiş.

Peki evinizde Abdullah bin Abbas’a ait bir tefsir  var mı? Genellikle yoktur.

Abdullah (Allah ondan ve babasından razı olsun) Arapçayı çok iyi biliyordu.

Kur’an-i kerim, Arapça olarak indirilmişti.

Bu günün Arapçası değil.

Hazreti Ebu Bekir’in, Ebucehilin, Hazreti Ömer’in, Ebu Leheb’in konuştuğu dil üzerine inmişti.

O gün o kelimeye ne anlam verildiğini o günkü Ashabı kiramla, iman etmeyen kafirler çok iyi bilirlerdi.

Abdullah ise onların en iyisi idi Onun için hazreti Ömer, “Abdullah, ne güzel Kur’an tercümanı” demiş. (İni Ebi Şeybe Musannef, K. Fazil, bab 27 Hadis no 32880, Hakim, Müstedrek Hadis no 6291)

Abdullah’ın tefsir kitabı yok ama ilk dönem yazılan tefsir kitaplarının hepsinde “Bu konuda Abdullah bin Abbas şöyle der” diye nakiller verilir.

Zemahşeri’nin “Keşşaf” isimli tefsirinin değeri ve ölümsüzlüğü, ayetlerde geçen kelimelerin, Kur’an nazil olmadan önce yaşamış şairlerin şiirlerinde ne anlama geldiğini ortaya koymak için cahiliyye dönemi şiirlerine ağırlık vermesinden ve de cümle kuruluşlarında yine onların dil bilgisi kurallarına göre olduğunu ispat etmesindendir.

Yunus Emre’nin şiirlerini bile yüzeysel anlayışımızla, bir edebiyat hocasının aynı mısraları kelimeler üzerinde durarak, kelimelerin çağlar boyu yolculuğunda taşıdığı manaları da açıklayarak anladığı ve anlattığı, bizim anladığımızla yanı değil.

Geçmişin ve geleceğin bilgilerini sunan, dünya ve ahiret hakkında bilgiler veren, insanlığın iki dünyasının güzel olması için önce imanının düzgün olması gerektiğine sonra amelinin/eylemlerinin düzgün olması gerektiğine dikkat çeken Kur’an-i Kerimizin, bu çağa söyleyeceklerini anlamız için Kur’an’ın indiği günlerde yaşayan Ashabı Kiramın yorumları bizim için üçüncü derecede yol göstericidir.

Birincisi, Kur’an ayetlerini bir başka ayetin açıklaması,

İkincisi, Sevgili peygamberimizin açıklamaları ve uygulamaları,

Üçüncüsü Ashab-ı kiramın anladığı bizim için olmazsa olmazlarımızdandır.

Dördüncü sırada tabiinden bu güne kadar gelen değerli alimlerimizin kendi çağlarına göre yorumları da on binlerce beynin, aklın, gönlün mirasından yararlanmaktır.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR - 10 Haziran 2026
  • ÖNCE KENDİMİZİ DÜZELTELİM - 08 Haziran 2026
  • FATİH'İN FETİHNAME'SİNİN TAM METNİ - 25 Mayıs 2026
  • HERKESE HİTABIMDIR - 16 Mayıs 2026
  • GÜÇLÜ DEVLET OLMAK NEDİR? - 07 Mayıs 2026
  • İMAN TAZELEYELİM - 18 Nisan 2026
  • KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM - 26 Mart 2026
  • EĞLENİYORLARMIŞ - 18 Mart 2026
  • BİZ AYRILAMAYIZ - 14 Mart 2026
  • MÜSLÜMANIN HER SANİYESİ İBADETTİR - 09 Mart 2026
  • DEĞERLİ OLANIN DÜŞMANI ÇOK OLUR - 03 Mart 2026
  • YÖRÜK OĞLUNUN BAŞARISI - 26 Ocak 2026
  • NE OLACAK? - 27 Aralık 2025
  • KENDİNİZE YAZIK EDİYORSUNUZ - 19 Aralık 2025
  • KORKUYU KORKUTMAK GEREK - 08 Aralık 2025
  • PAPALAR SEMBOLİKTİR - 02 Aralık 2025
  • ANTİKALAR VE İNSANLAR - 27 Kasım 2025
  • HEPİMİZ "ÇIPLAK UYARICIYIZ" - 22 Kasım 2025
  • SUYUMUZU BULANDIRAN ARANIYOR - 11 Kasım 2025
  • MÜMİNLER HER SÖZÜ DUYARLAR, EN GÜZELİNE UYARLAR - 05 Kasım 2025
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 59
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR
MAHMUT TOPTAŞ
HOCANIN EMEKLİSİ OLMAZ, RAHMETLİSİ OLUR
YOL
GÜNDOĞDU YILDIRIM
YOL
SULTAN AKBULUT
SULTAN AKBULUT
BİR YILI DAHA ESKİTTİK
ULVİ EMRE
ULVİ EMRE
EŞİ OLMAYAN DEVLET ADAMI METNİ
HASAN BARAN
HASAN BARAN
KÖKSÜZ KALMAK
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MİSAFİR KALEM
İÇİMİZDEN GELMEDİ, İŞİMİZE GELMEDİ
MUSTAFA UYSAL
MUSTAFA UYSAL
GARANTİ...
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
YUNUS TURAN
YAZGIMIZ SİNEK KOVALAMAK MI?
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
OSMAN NURİ KOÇAK
ÇUKUR, SU UÇTU ŞELALESİ
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
MUZAFFER CAN
PROF. DR. İBRAHİM CEYLAN'I KAYBETTİK
Yılın son kahvesi
ÇOBAN ATEŞİ
Yılın son kahvesi
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
AHMET KÜÇÜKCİCİBIYIK
Marka Kent ve Niğde İzlenimlerim
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
MUZAFFER KARAOĞLU
PEKİ..! BU OLAYIN TEK SUÇLUSU CANİ MİDİR?
Çok Okunan Haberler
Karaman Kent Konseyinden Vali Çiçek'e Ziyaret
Karaman Kent Konseyinden Vali Çiçek'e Ziyaret
İl Müdürü Bulut, Merkezin En Uzak Köylerinde Üreticilerle Buluştu
İl Müdürü Bulut, Merkezin En Uzak Köylerinde Üreticilerle Buluştu
KMÜ Edebiyat Fakültesi Öğrencileri Görkemli Törenle Mezun Oldu
KMÜ Edebiyat Fakültesi Öğrencileri Görkemli Törenle Mezun Oldu
Ana Sayfa
EĞİTİM
EKONOMİ
GÜNCEL
İLÇELER
KÜLTÜR-SANAT
ÖZEL HABER
SAĞLIK
SİYASET
SPOR
VEFAT EDENLER
ASAYİŞ
YAŞAM
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
  • EKONOMİ
  • GÜNCEL
  • KÜLTÜR-SANAT
  • SAĞLIK
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

Doğal Ürünler