“Tarım
ve hayvancılığın tarihte ilk defa yapıldığı, en çok ekilen bitkilerin, koyun,
keçi, inek gibi besi hayvanlarının ana vatanı bu toprakların bugün tohum
getirmek, damızlık hayvan getirmek zorunda kalmasından bir üretici olarak hicap
duyuyor, utanıyorum. Ve hep şu soruyu soruyorum, onlar neyi doğru yaptı, biz
neyi eksik bıraktık? Onun için de kurum olarak eksik bıraktığımızı
düşündüğümüz, gördüğümüz her konuda eksiği gediği kapatmak, suyun akmasına
sebep olan delikleri tıkamak için çalışıyoruz. Mesela patates tohumunu onun
için üretiyoruz. Mesela mısır, ayçiçeği, buğday, şeker pancarı tohumuna onun
için emek veriyoruz. Embriyo üretim ve transfer merkezini onun için
önemsiyoruz. Daha da önemlisi bu üniversiteyi bunun için kurduk. Eksik
kalanlar, eksik olanlar tamamlansın, hem ana vatanı burası olan bitkiler bu
topraklarda dünyada en verimli şekilde üretilebilsin, hem de burada
evcilleştirilen hayvanlar en çok sütü, en çok eti bu topraklarda versin diye
kurduk bu üniversiteyi” diyen 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve
PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’nin
temel misyonunu “ülke çiftçisinin çok üretip çok kazanması için işe aklı ve
bilimi dâhil etmek” olarak anlattı. Üretici ile ilgili algı oluşturulduğunu,
tarım sektörünün ekonominin üzerinde yük olduğuna dair bir kara propagandanın onlarca
yıldır sürdürüldüğünü anlatan Başkan Konuk, konuşmasında “niye yapılıyor bu
kara propagandayı, Türkiye kendine yetecek kadar üretemezse bu işi organize
edenlere daha bağımlı olacak da onun için. Türkiye’yi midesinden bağımlı hale
getirebilirlerse istedikleri gibi yön verecekler. Şunu ekemezsin, bunu
ekemezsin demeye başladıkları günden bu yana bunu yapmaya çalışıyorlar. Ancak
Türkiye 17 sene önce o derin uykudan uyandı. Öyle zeytinyağlı yiyemem türküleri
ile falan uyutulamıyor artık. Türkiye son 17 yıldır, tarımsal üretimin önemini
kavramış ve üretimdeki altyapı eksikliklerini yılların ihmaliyle sektörde
açılan yaraları tedavi etmeye çalışan bir ülke. Tedavi sürecini büyük oranda
tamamladık, şimdi bünyeyi kuvvetlendiriyoruz. Sektör önümüzdeki yıllarda
inşallah daha hızlı koşacak. Çünkü hükümetimiz de biz de biliyoruz ki, bu ülke
üretmezse her ürün dünyanın her yerinde pahalıdır, değilse bile pahalı hale
getirilir” dedi. Konya Şeker tarafından Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’nde
düzenlenen eğitim programında amfileri bu kez hayvancılık ile uğraşan çiftçiler
doldurdu. Çiftçilerle bilim adamlarını aynı salonda buluşturan programa, çok
sayıda üretici katıldı.
KONYA GIDA VE TARIM ÜNİVERSİTESİ
İLE TARIMSAL ÜRETİMİN NİTELİĞİ YÜKSELECEK
“Konya
Gıda ve Tarım Üniversitesi’ni kurmamızın iki tane asli sebebi vardı. Birincisi,
tarımsal üretimi hem arttıracak hem de tarımsal üretimin niteliğini yükseltecek
bilgi ve teknoloji üretmesi. İkincisi, üretilen tarımsal ürünü daha katma
değerli hale getirecek işlere imza atması. Yani ülke çiftçisinin çok üretip çok
kazanması için işe aklı ve bilimi dâhil etmek. Üniversitemizin temel misyonu
bu. Bu eğitim programları da üniversitemizin üreticinin daha çok üretmesi ve
ürettiğinin niteliğinin yükseltilmesi için yaptığı çalışmalardan biri ya da
daha doğru tabir ile ilki. Bu programla sanırım, mevcut durum çerçevesinde
eldeki sürünün niteliği, coğrafi imkânlar, teknik imkânlar değişmeden
eldekilerle daha çok ve daha kaliteli nasıl üretebileceğimize dair değerli
bilgiler bu salonda paylaşılacak. Bu işin ilk ayağı. Bunun ikinci ve en önemli
ayağı ise mevcut şartları değiştirecek çalışmalardır ki üniversitemizden o
konuda beklentimiz büyük ve inşallah o çalışmaları da bu salonda konuşup,
birlikte hayata geçireceğiz. Üretilen ürünün
katma
değerli hale getirilmesi konusuna gelince o zaten bizim en iyi bildiğimiz
işlerden biri. Ancak o konuda da elbette üniversitemizden beklentilerimiz,
büyük beklentilerimiz var” diyen 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili
ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinin
aktif bir şekilde çiftçi eğitimlerine devam edeceğini ifade etti.
Bilimsel
çalışmaların yanı sıra çiftçi eğitimlerine büyük önem veren Konya Gıda ve Tarım
Üniversitesi, bu kez hayvancılık ile uğraşan çiftçileri ağırladı. Konferans
salonunda yapılan programa çok sayıda üretici katıldı.
Eğitim
programının açılış bölümünde çiftçilere hitap eden Başkan Konuk, “Tanzim Satış
ile ilgili konular çok tartışılıyor. Fahiş fiyatlarla satışlarda var. Elbette
tedbir alınması lazım ama niye bu hale gelmişiz? Bu konulara da bakmamız
lazım" dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Jared
Daimond Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında bir örnek veriyor, Uzaydan dünyayı hiç
tanımayan biri gelse ve Hollanda ile Zambiya’ya tepeden baksa diyerek. Ben de
onun gibi yapayım. Uzaydan birisi, şöyle ülkeleri dolaşsa tepeden kuş bakışı
imkânlarını, avantajlarını not etse, mesela, önce Hollanda’ya baksa
arazilerinin üçte biri deniz seviyesinin altında olan, sürekli yağışlar
nedeniyle topraklarından su boşaltmak zorunda kalan, kışların uzun yazların
kısa geçtiğini tespit edince her halde Hollandalılara acır, gıda ihtiyacını
karşılamanın Hollanda’nın birinci meselesi olduğunu düşünürdü. Aynı uzaylı,
Japonya’yı yukarıdan izlerken de, küçük küçük adacıklara yayılmış, arazisinin
çoğunluğu engebeli olan, yılın 80-90 günü hariç yüksek nem ile boğuşan
Japonya’ya da acır, o kadar yoğun nüfusun o kadar arazi ve tarıma elverişsiz
iklimle sağlıklı beslenemeyeceğini düşünürdü. Bir de Türkiye’ye tepeden baksa,
yaz ve bahar ayları uzun olan, dengeli bir neme sahip, yılın en az 240-250 günü
tarımsal ürün üretmeye elverişli Türkiye’nin bolluk içinde yaşadığını, sadece
kendisini değil dünyayı da beslediğini düşünürdü.
Daha az
girdi ile daha çok nasıl üretebiliriz? Maliyetleri aşağı çekerken, ürün
kalitesini nasıl ve ne yaparak yükseltebiliriz? Birim alandan veya bir
hayvandan daha çok verim nasıl alırız? Sorular bunlar, bu sorulara bulacağımız
cevaplar bugün hem üreticiyi hem tüketiciyi memnun etmeyen meseleleri de çözecek.
Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğünün hazırladığı rapora
göre biz bir yılda 30 Bin Hektar, yani 300 Bin Dekar arazide 791 ton patlıcan
üretmişiz. Hektar başına, yaklaşık 26,4 ton ürün hasat etmişiz. Kullandığımız
tohum, uyguladığımız üretim tekniği ile ancak bu kadar olmuş. Dünyada hektara
bizden çok ürün alan da olmuş, az alan da. Mesela İspanya hektardan 43, Meksika
36, Japonya 33 tonun üzerinde ürün almış. Endonezya sadece 7,2 ton, Filipinler
9, Romanya, 13,1, Suriye 21,3 ton ürün alabilmiş. Dünya ortalamasına göre iyi
miyiz? Fena değiliz, komşularımıza bakarak baya iyiyiz. Ancak Japonya’nın
gerisindeyiz, hele hele Hollanda ile kıyasladığımızda biz onlara değil, onlar
bize acır. Yani Hollanda’nın ekim alanı sadece 100 hektar. Dekar olarak
söylersek 1.000 dekar. Hektara verimleri 420.000 kilogram. Yani 420 ton.
Dekardan 42 ton ürün kaldırmışlar. Kaldırdıkları ürün kendilerine yetmiş bir de
38 Bin tonu ihraç edip, 64 Milyon Dolar ihracat değeri ile dünya patlıcan
ticaretinde ikinci olmuşlar. Dekara 42 Ton bana absürt geldi araştırmada bir
hata olabileceğini düşündüm. Rakamları kontrol etmek istedim ve araştırttım.
Hakikaten rakamlarda hata varmış. O 10 yıl önceki rakammış şimdi dekara 52,8
ton üretiyorlar yani hektarda 528 Ton patlıcan üretiyorlar. Bu tarımsal
üretimde başka bir boyut eğer biz de bunları başarabilirsek ne domates ne
patlıcan ne soğan ne de patates fiyatları konuşulur. Bunu şunun için örnek
verdim; Biz sebeplere dokunmazsak sonuçlardan ne kadar çok yakınırsak yakınalım
alacağımız mesafe yok. Biz sebeplere dokunmak zorundayız. Güneşi daha çok hasat
edecek
tohumlar, teknikler geliştirmek zorundayız. Güneşi daha çok hasat edip daha çok
hayvan varlığına verimli ırklara sahip olmak zorundayız.”
Ülkemizde
köylülük ve çiftçilikle ilgili kötü algıların oluşturulduğunu da anlatan Başkan
Konuk; "Üretici ile ilgili algı yönetiyorlar. Bunun için Türkü yakmışlar.
"Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman. Senin gibi
cahile, ben efendim diyemem aman" deniyor Türküde. Zeytinyağı bizim milli
üretimimiz, basma pamuktan yapılıyor bizim kendi üretimimiz, cahil dediği de
bizim köylümüz ve ona da efendi diyemiyor. Bakın bir taşla kaç tane kuş
vuruyorlar. Adam senin türküne bile müdahil oluyor. Türkü yaptırıyor Türkü
yaktırıyor. Niye? Bir algı operasyonu var da onun için. Niye yapılıyor bu kara
propagandayı, Türkiye kendine yetecek kadar üretemezse bu işi organize edenlere
daha bağımlı olacak da onun için. Türkiye’yi midesinden bağımlı hale
getirebilirlerse istedikleri gibi yön verecekler. Şunu ekemezsin, bunu
ekemezsin demeye başladıkları günden bu yana bunu yapmaya çalışıyorlar. Ancak
Türkiye 17 sene önce o derin uykudan uyandı. Öyle zeytinyağlı yiyemem türküleri
ile falan uyutulamıyor artık. Türkiye son 17 yıldır, tarımsal üretimin önemini
kavramış ve üretimdeki altyapı eksikliklerini yılların ihmaliyle sektörde
açılan yaraları tedavi etmeye çalışan bir ülke. Tedavi sürecini büyük oranda
tamamladık, şimdi bünyeyi kuvvetlendiriyoruz. Sektör önümüzdeki yıllarda
inşallah daha hızlı koşacak. Çünkü hükümetimiz de biz de biliyoruz ki, bu ülke
üretmezse her ürün dünyanın her yerinde pahalıdır, değilse bile pahalı hale
getirilir. Sözüm, üreticinin bu ülkeye yük olduğunu söyleyenlere, üreticinin
ülkeye kambur olduğu algısını yayanlaradır, üretenler üretmesin de siz bir
görün. Çiftçi şeker üretmezse bakın bakalım fiyatlar ne oluyor. Siz kendi
yağınızı etinizi üretmeyin de bakın ne oluyor? Bu ülke kendisi üretmelidir,
üretenine sahip çıkmalıdır. Konya Şeker bunun için vardır" dedi.
KURUM OLARAK ÇARE İÇİN ÇOK
ÇALIŞIYORUZ
Türkiye’nin
de parçası olduğu Asya kıtasının; dünyada en çok üretilen on tarımsal üründen
ve yine evcilleştirilen hayvan türlerinden çoğunluğunun ana vatanı olduğunu
ifade eden Başkan Recep Konuk, “babası, dedesi, dedesinin babası onlarca nesli
ziraat ve hayvancılık yapan biri olarak ana vatanı Anadolu olan buğday
tohumunun, nohudun, mercimeğin lisansı için bu ülkenin o ürünleri daha 300-400
yıl önce tanımış ülkelere bedel ödemesine üzülüyorum. Atın ilk defa Cristof
Colomb’un kıtayı keşfiyle ayak bastığı, atı 1492’den sonra tanıyan, inek ve
mandanın bu keşiften sonra ayak bastığı kıtadan damızlık hayvan getirmek
zorunda kalmaktan bir üretici olarak hicap duyuyor, utanıyorum. Ve hep şu
soruyu soruyorum, onlar neyi doğru yaptı, biz neyi eksik bıraktık? Onun için de
kurum olarak eksik bıraktığımızı düşündüğümüz, gördüğümüz her konuda eksiği
gediği kapatmak, suyun akmasına sebep olan delikleri tıkamak için çalışıyoruz.
Mesela patates tohumunu onun için üretiyoruz. Mesela mısır, ayçiçeği, buğday,
şeker pancarı tohumuna onun için emek veriyoruz. Embriyo üretim ve transfer
merkezini onun için önemsiyoruz. Daha da önemlisi bu üniversiteyi bunun için
kurduk. Eksik kalanlar, eksik olanlar tamamlansın, hem ana vatanı burası olan
bitkiler bu topraklarda dünyada en verimli şekilde üretilebilsin, hem de burada
evcilleştirilen hayvanlar en çok sütü, en çok eti bu topraklarda versin diye
kurduk bu üniversiteyi" dedi.
İSTİKRAR VE YATIRIM İKLİMİ OLUŞTU
YATIRIMLARLA ÜRETİCİNİN KAZANCI DA ARTTI
Konya Şeker’in
yakın tarihinin, küçük bir dokunuşla çok şeyin değişeceğini öğrettiğini aktaran
Başkan Recep Konuk, “mesela, Konya Şeker'in Et-Süt Entegre Tesisi yatırımı,
hemen hemen yatırım bedeli kadar bir ekonomik faaliyeti tetikledi. Yani
üreticinin cebine her yıl yatırım bedeli kadar hayvansal üretimden gelir
girmeye başladı. Bu daha da büyüyecek, şimdikini ikiye üçe
katlayacak.
Biz Et-Süt Entegre Tesisini yaptığımızda Konya’nın toplam süt üretimi 720 Bin
ton idi. 2017 sonunda bu rakam 1 Milyon 200 Bin 489 tona çıktı. Sadece 4 yılda
Konya’da süt üretimindeki artış %60 oldu. Yani süt güğümü büyüdü, 3’lük güğüm
5’lik oldu. Keza, bu tesis yapılmadan önce Konya’daki büyük baş sayısı 500 Bin
civarındaydı. 2017 sonu itibarıyla bu sayı 868 Bin 551’e çıktı. Büyük baş
sayısındaki artış %73’le ülke hayvancılık tarihinde rekor kırdı. Yani bu kısa
sürede 4 ineğin yanına Konyalı 3 inek daha koydu. Konya’daki yem üretimi 10 yıl
gibi bir zaman diliminde 4’e katlandı. Küçük bir dokunuş Konya’da çok şeyi
değiştirdi, hayvancılığı başka bir boyuta taşıdı. Tabi bunları yapmamızda
hükümetimizin sağladığı istikrar ve yatırım ikliminin de büyük katkısı oldu.
Bir ekonomi için istikrar hayati önemdedir. Yaşadık gördük, ekonomiyi istikrar
büyütür, ancak biz dünyada en önde koşanlar arasında olmak için kayıp
yıllarımızı kazanmak zorunda olan bir ülkeyiz, istikrarla istikrarlı bir büyüme
bize yetmiyor, boyut atlamak, sıçrama yapmak zorundayız. bunun formülü de
üretimin içine bilimi katmaktır. Özetle ekonomiyi istikrar büyütür, bilim ise üretime
boyut atlattırır. Biz de üretimi özendiren, teşvik eden bu yatırımları büyük
dokunuşlarla başka bir boyuta taşımanın derdindeyiz. O büyük dokunuş da bu
günkü üretim metodu ve şeklimizi bir ileri noktaya taşıyacak dokunuşlardır.
Güneşi daha çok hasat edebileceğimiz yeni tarım teknikleri, kimseye pay
ödemeyeceğimiz verimli tohumlar, 8 ayda 2-3 hasat yapabilmemizi sağlayacak
metotlar.
Biz hem
kurumlarımızla hem üniversitemizle bu yola baş koyduk. İnşallah bugün tarım
ürünleri fiyatları üzerinden şekillenen gündem ülkemizde de sonuçları
değiştirmek için sebeplere dokunmak gerektiğinin farkına varmamızı sağlayacak
ve yarınlarımız hem üretici hem tüketici için bugünden çok daha iyi olacak.
Anadolu'nun
gelecekte insanlığa yön veren bir havza olmasının yolu, hepimizin birlikte
çalışması, bir olması, diri olması ve istikrardan geçiyor. Bunu yapamazsak,
başkalarının bize sıkıntı vermesi kolay olur. Biz önce kendi işimizi iyi
yapacağız. Buralar iyi iş yapıyor. Bugün kooperatifçilikte örnek model olmuşuz.
İşte bir marka bağrımızdan çıktı. 100'e yakın ülkeye mal satıyoruz. Çiftçiden
aldığımız mal karşılığında çiftçiye ödediğimiz bedel 2 milyar 300 milyon TL'ye
ulaşmış. Konsolide edildiği zaman Türkiye'nin ilk 20'de bir kuruluşunu hayata
geçirmişiz. Böylesine devasa bir gelişmede zorluklar olur, problemler olur ama
hepsini yenerek, hep birlikte insanımızı kimselere muhtaç etmeden, hak ettiği
yere inşallah birlikte taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında
Konya Şeker'in yatırımlarını yaparken birçok konuya da dikkat ettiklerini ifade
eden Başkan Recep Konuk, merkez olduğu için Panagro'nun Kaşınhanı bölgesine
kurulduğunu, diğer bölgelere göre daha fazla su varlığına sahip olan Beyşehir -
Seydişehir bölgesine de Seydibey Tesislerinin kurulduğunu ifade etti. Cihanbeylilere
bir de müjde veren PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, "Cihanbeyli
havzası korunaklı bir bölge, o bölgeye onun için Panplast Sulama Sistemleri
Entegre Tesisini kurduk ve o bölge ile ilgili Belediye ile de önemli bir
çalışma yürütüyoruz, istişareler yapıyoruz, bizim fabrikamızın bulunduğu
bölgeyi, Organize Sanayi Bölgesi ilan edeceğiz. Cihanbeyli'ye yakışan da budur
diye düşünüyorum. İnşallah o Organize Sanayi Bölgesi ile de Cihanbeyli bambaşka
bir noktaya gidecek. Biz, arkadaşlarımızla istişareler yapıyoruz, bu ülkeye
nasıl katkı yapabiliriz, bunun mücadelesini veriyoruz" şeklinde konuştu.
Açılış
konuşmaların ardından eğitim programına geçildi. 2 gün süren eğitim programına
Konya ve ilçelerinin yanı sıra, Kayseri, Nevşehir, Mersin, Karaman, Aksaray
gibi çevre illerden büyük çiftlik sahipleri ile hayvancılık ile uğraşan
üreticiler katıldı.
ÜRETİCİLER BİLGİLENDİRİLDİ
Hayvancılık
ile uğraşan çiftçilere verilen eğitim bölümünde Başkanlığını Prof. Dr. Sencer
Buzrul’un (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) yaptığı programda, Mehmet Ünlü
(Konya Şeker San ve Tic. A.Ş.) Süt Hayvancılığında Beslemenin Süt Verimi ve
Kalitesine Etkilerini anlattı. Prof. Dr. Behiç Coşkun (Konya Gıda ve Tarım
Üniversitesi) ile Prof. Dr. Dursun Ali Dinç (Selçuk Üniversitesi) ise aynı
oturumda, Süt İnekçiliğinde Döl Verimi Sorunları konularında sunum yaptılar.
Prof.
Dr. Behiç Çoşkun’un (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) başkanlığını yaptığı
bölümde de Prof. Dr. H. Özkan Sivritepe (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi)
Sağım ve Sağım Hijyeni, Prof. Dr. Dursun Ali Dinç (Selçuk Üniversitesi) ile
Prof. Dr. Zümrüt B. Ögel (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) Sütün Muhafazası ve
İşlenmesi konularında çiftçilere eğitim verdiler.
Prof.
Dr. Zümrüt B. Ögel’in (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) yönettiği oturumda da
Prof. Dr. Dursun Ali Dinç (Selçuk Üniversitesi) Süt Üretiminde Girdiler ve Süt
Maliyetini anlatırken, Doç. Dr. Baki Rıza Balcı (Konya Gıda ve Tarım
Üniversitesi), Süt Üretiminde Mikotoksinlerin Hayvan Sağlığına Etkileri
hakkında çiftçileri bilgilendirdi. Süt Bölümünün değerlendirme programını ise
Prof. Dr. Behiç Çoşkun (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) yaptı. Program
sonrasında, eğitime katılan çiftçilere sertifika verildi.








