Karaman Müze Müdür V. İsmail ATCI 18 Mayıs Müzeler Günü nedeni ile yaptığı açıklamasında şöyle dedi; Bilindiği üzere Müzeler; Tarihi eserleri tespit eden, bilimsel yöntemlerle açığa çıkaran, inceleyen, değerlendiren, koruyan, tanıtan, sergileyen, eğitim programları aracılığıyla tarihi eserler konusunda halkı bilinçlendirerek toplumun kültür düzeyini yükseltmeyi amaçlayan eğitim, bilim ve sanat kurumlandır. Müzeler, bulunduğu kentin saygın yapıtlarındandır. Toplumun hizmetinde olan ve onun gelişimi için çalışan insanlığın somut ve somut olmayan kültürel mirası ile çevresini tanıması ve sahiplenmesi amacıyla ilmi yöntemlerle açığa çıkaran, inceleyen, değerlendiren, koleksiyonlar oluşturan, koruyan tanıtan, sürekli ve geçici olarak sergileyen, eğiten, kültürel, sanatsal zevkini ve dünya görüşünü geliştirmesinde etkili olan, kamuya açık, kar amacı gütmeyen daimi kuruluşlardır. Ülkemizde ve yurt dışında 18 Mayıs Müzeler günü olarak kutlanmaktadır. Bu gün süresince, ülkemizin tarih ve kültür varlıkları tanıtılır. Müzeler gezilerek eski eserleri korumanın önemi anlatılır, milli kültür ve tarih bilgilerimiz zenginleştirilir.
Müzeler; sanat, bilim, tarih ve
kültürle ilgili eserlerin sergilendiği yerlerdir. Geçmiş yıllarda yaşayan
insanların düşünüş, inanç, yaşayış ve sanat anlayışlarını, bize bıraktıkları
eserlerden öğreniriz. Geçmişi öğrenmek, bugünümüzü anlamamıza yardımcı olur.
Kültürel değerlerin korunmasında ve geleceğe taşınmasında önemli rol oynayan
müzecilik olgusu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de koleksiyonculuk ile
başlamıştır. Türk Müzeciliğinin ilk izleri, Selçuklu Dönemi’nde (13.yy) eski
Konya’nın bulunduğu höyüğü çevreleyen ve günümüzde hiçbir izi kalmayan sur
duvarlarının etrafına ellerine geçen çeşitli dönemlere ait eserlerin nizami bir
şekilde dizilmesi ile karşımıza çıkar. Daha sonra Dulkadiroğlu Beyliği
Dönemi’nde de Kahramanmaraş Kalesi etrafında Geç Hitit eserlerinin biriktirildiği
bilinmektedir. Osmanlı Dönemi’nde ise Ata yadigarı kıymetli eşeler, hediyeler
ve savaşlarda elde edilen ganimetler sarayların hazine dairelerinde
korunmaktaydı. ( İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet sarayların
hazine dairelerinde korunmaktaydı. ) İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan
Mehmet zamanında sarayın bir bölümünün hazine dairesi haline getirilmesi,
özellikle Yavuz Sultan Selim’in doğu seferinden sonra halifeliğin Osmanlılara
geçmesi ile birlikte başta kutsal emanetler olmak üzere çok değerli kültür
varlıklarının Osmanlı sarayına taşınması zengin bir koleksiyon oluşmasını
sağlamıştır.Bu koleksiyonlar ve zengin Anadolu Tarihi Türk Müzeciliğinin
başlamasına öncülük etmiştir.
Gerçek anlamda Türk Müzeciliğinin
temeli İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temelini de oluşturan Mecma-ı Asar-ı
Atika’ya (Eski Eserler Koleksiyonu) dayanmaktadır. Padişah Abdülmecit’in 1845
yılında Yalova'ya gerçekleştirdiği gezi sırasında gördüğü Doğu Roma yazıtlarını
İstanbul’a naklettirmesi üzerine eserler 1846 yılında Osmanlı Devlet adamı
Ahmet Fethi Paşa tarafından o güne kadar silah deposu ( Harbiye Ambarı ) olarak
kullanılan Aya İrini'de toplatılmaya başlanmıştır,Müze Mecma-i Eslihai Atika ve
Mecma-i Asar-ı Atika olmak üzere iki bölüm halinde düzenlenmiş, kuruluşu daha
eskilere dayanan Mecma-i Eslihai Atika bölümü Harbiye Askeri Müzesi’nin
temelini oluşturmuştur.
Ülkemizde aralarında Avrupa'da
yılın müzesi ödülünü de kazanmış, 187’si Bakanlığımıza bağlı 183’ü Bakanlığımız
denetimde özel müze olmak üzere toplam 370 müze bulunmaktadır. Sayıları gün
geçtikçe artan müzelerimiz artık sadece eserlerin sergilendiği ve depolandığı
mekanlar olmaktan çıkmış halkın eğitimi için ulusal ve uluslararası
konferansların, seminerlerin düzenlendiği, çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetlerin
gerçekleştirdiği, sergilerin açıldığı bilimsel yayınların yapıldığı ülkemizin
tanıtımına katkıda bulunan eğitim ve kültür kurumlan haline gelmiştir.
İlimizde'de ilk olarak 1961 'de Turizm Derneği'nde açılan müze
1962-63 yıllarında İlçe Halk Kütüphanesinde 1963-1967 yıllarında Helvacılar
Sokağında kiralık bir binada, 1967- 1968 yıllarında İbrahim Bey İmaretimde
1968-1971 yıllarında Pancar Yolundaki Deveciler Evinde hizmet verdikten sonra
1970 yılında yapımına başlanan bu günkü Müze binasının deposuna taşınmıştır. Bu
gün kullanılan müze binası 1980 yılında bitirilmiş ve Müze aynı yıl resmi
olarak hizmete açılmıştır.
Eski Hastane Caddesi, Yeni Turgut
Özal Caddesiı üzerinde, Karamanoğlu Beyliği devrine ait Hatuniye Medresesi
arkasında yer alan müze binası iki katlı olup her katta 550 metrekare kapalı
kullanım alanı bulunmaktadır. Müzenin birinci katında idari bölüm ile
arkeolojik-etnografık-sikke eserlerinin sergilendiği sergi salonları yer
almaktadır. Çevresinde ise yaklaşık 2500 metrekare yeşil alanda arkeolojik ve
etnografık taş eserler dönemlerine göre sergilenmektedir.
Tarihi geçmişi M.Ö.8000’e kadar
inen Karaman İli Anadolu'yu güneye bağlayan ticaret yolu üzerinde yer alması ve
toprak yapısının tarıma elverişli olması sonucu yüzyıllardır çok çeşitli
uygarlıklara yurt olmuştur. Müze koleksiyonunda epipaleolithic devirden
günümüze kadar her döneme ait eserler bulunmaktadır. Özellikle Canhasan Höyüğü
Neolitik ve Kalkolitik Devir eserleri ile sikke kolleksiyonu dikkat çekicidir.
Arkeolojik
Sergi Salonunda; Paleolitik Dönem ( 2
Milyon-15.000),Mezolitik dönem (M.Ö. 15.000-10.000) Neolotik Çağ ( M.Ö.10.000
-5500 ),Kalkolitik Çağ ( M.Ö.5000-3000 ),Erken Tunç Çağı (M.Ö. 3000-2000 ),Orta
Tunç Çağı (M.Ö.2000-1600 ) Geç Tunç Çağı (M.Ö. 1600-1200 ) Demir Çağı Geç hitit
Frig Urartu ) Arkaik ve Klasik Çağ ( M.Ö.480-330) , Hellenistik Dönem ( M.Ö
330-30.Yüzyıl ),Roma İmparatorluk dönemi (M.Ö. 30-M.S.395) Bizans Dönemi ( M.S.
395.-1453)’ne ait eserlerin yanı sıra Canhasan Höyüğü, Pınarbaşı Höyüğü
maketleri ile Taşkale Kasabası yakınlarındaki Manazan Mağaralarında bulunmuş
olan bir kadın cesedi (M.S.7-8. Yüzyıl ) ile Konya Arkeoloji Müzesi'nden gelmiş
olan Sidemera tipi (M.S.II.yüzyıla ait) mermer bir lahit sergilenmektedir. Yine dönemlerine göre
altın, gümüş ve bronzdan yapılmış Grek, Roma, Doğu Roma (Bizans),Venedik,
Sasani, Emevi,Abbasi,Selçuklu,Beylikler,Karamanoğlu,Osmanlı Devirlerine ait sikkeler
sergilenmektedir.
Etnoğrafik
sergi salonunda; Selçuklu, Karamanoğlu ve
Osmanlı Dönemine ait (13- 19.Yüzyıl ) eserler ile yakın döneme ait eserler
sergilenmektedir. Ayrıca teşhir salonun ortasında Karamanoğlu dönemi taştan
yapılmış bir hayvan mücadele tasviri işlenmiş mermer mezar taşı ile tunçtan
dökülmüş bir adet top bulunmaktadır. Yine panolara asılı vaziyette bölge dokuma
sanatı ile ilgili kilim ve hah eserleri sergilenmektedir.
Her yıl mayıs ayının 18. günü
Uluslararası Müzeler Konseyi ( ICOM ) tarafından “ Uluslararası Müzeler Günü “
olarak kabul edilip kutlanmakta olup geçmiş dönemlerde yaşamış olan insanların
düşünüş inanç ,yaşayış ve sanat anlayışlarını bize miras bıraktıkları eserler
üzerinden görebilmek için 18. Mayıs Müzeler Gününde tüm halkımız müzemize
davetlidir.
Yine gün içerisinde 18-24 mayıs
tarihleri arasında Müzemizde Uzmanlar eşliğinde rehberli geziler ve
bilgilendirmelerin yanı sıra müzemiz teşhir salonunda Durmuşali Gülcan İlk ve
Orta Okul öğrencilerinin eserlerinden oluşan karma resim sergisini görmek
mümkün olacaktır.









