Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bütçe Görüşmeleri esnasında “sosyal yardımlar ve engelliler” ile ilgili konuyu gündeme getirdi. Kalaycı;
Kişi başına düşen milli gelir dokuz yılın gerisinde kaldı.
Ülkemizin temel ekonomik ve sosyal sorunlarının başında enflasyon, işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği, borçluluk, bütçe açığı ve dış ticarette cari işlemler açığı gelmekte. Yıllardır ekonominin yapısal sorunları ciddiyetle ve kararlılıkla ele alınmamış, sosyal gelişmenin sağlıklı ve istikrarlı büyümenin önündekiengeller maalesef kaldırılamamıştır. Türkiye’nin 2017 yılı, bu yıl kişi başına millî gelirde gerçekleşme tahmini 10.579 dolar. Baktığımız zaman, 2008 yılında yakaladığımız 10.931 doların altındayız yani bir anlamda, dokuz sene öncesi bugünkü kişi başına düşen gelirden daha yüksek.
Asgari ücretli açlık sınırının altında.
TÜRK-İŞ’in her ay açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı var. Hemen en son açıkladığırakamı söyleyeyim. Ekim 2017, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.544 TL, yoksulluk sınırı 5.030 TL. Baktığımız zaman, bırakın yoksulluğu, asgari ücret bile açlık sınırının altında.
Diyanet İşleri Başkanlığımız her yıl sadaka, fitre, zekat için rakam veriyor biliyorsunuz. Bu yıl da belirlediği günlük 15 lira. Baktığınız zaman, dört kişilik bir aile için bu da 1.800 TL’ye tekabül ediyor.
Bizim5,5 milyon asgari ücretli, yine bir 5,5 milyon işsiz; bunları üst üste koyduğumuz zaman, ortalama emekli aylıklarına baktığımız zaman, 11 milyon emeklinin ağırlıklı olarak yine bu rakamların altında emekli aylığı aldığını görüyoruz.
Ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençlerimizin oranı yüzde 26,7.
En son Temmuz ayı verisi- 3 milyon 443 bin işsizimiz var, işsiz olduğu hâlde iş aramayanları da dâhil ettiğimiz zaman bu rakam 5,6 milyona yükseliyor. İşsizlik oranı 10,7; genç işsizlik oranı yüzde 21,1; yine Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençlerimizin oranı yüzde 26,7. bu rakamlar dolaylı olarak ülkemizde yoksulluğun boyutlarını da ifade ediyor.
Tüketici kredisi kullanan kişi sayısı 29 milyonu aşmış durumda.
Bankalar Birliği Risk Merkezinin en son açıkladığı verilere göre tüketici kredileri 507 milyar lirayı bulmuş durumda Türkiye’de. Sayı da veriyor kaç kişi tüketici kredisi kullandı diye, 29 milyonu aşmış durumda şu anda. İnsanımız borçlu, ki ayrıntılı verilerine de baktığınız zaman, bin liranın altında geliri olanların tüketici kredisi kullananlar içindeki oranı da yüzde 30’larda.
Hani yoksulluk envanteri dediğimiz bu sistemin son durumu hakkında bilgi verebilirseniz ondan da memnun olurum.
Yoksullukla mücadele etmek için “Aile Yardımı Sigortası” uygulamaya konulmalı
Aile yardımı sigortası yoksullukla mücadelede en önemli araçlardan birisi.Aile yardımları Türkiye’de bir sigorta kolu olarak henüz yürürlüğe sokulmadı, ben bunu bir eksiklik olarak değerlendiriyorum. Uluslararası Çalışma teşkilatının 102 sayılı Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi kapsamında mevcut 9 ilişkinin 8 tanesi uygulamada ama aile yardım sigortası henüz uygulamaya geçmiş değil.
Aile yardımları sigortası, primli sistem içinde işleyen ve aile kurmaktan doğan sosyal güvenlik risklerine karşı aileye sosyal güvenlik yardımı sağlayacak bir sigorta sistemidir. Ailenin Türk toplumunun temeli olduğu, ailenin korunması için devletin gereken tedbirleri almakta yükümlüğü olduğu bilinciyle aile yardımları sigortası mutlaka uygulamaya konulmalı.
Engellilerin, sorunları veistihdam durumları hakkında kapsamlı çalışma yapılmalı.
Türkiye’de engellilerin belirlenmesiyle ilgili en son çalışma 2002 yılında yapılmıştır. Bu araştırmaya göre, ülke nüfusunun yüzde 12,3’ü engelli olarak hayatını sürdürmektedir. Aradan geçen on beş yıllık süre içinde engellilerle ilgili geniş kapsamlı bir araştırma yapılmamış, 2010 yılında sadece veri tabanındaki engelli vatandaşlarımızın sorunu ve beklentileri çalışması yapılmıştır. Bugün itibarıyla engellilerin sayısı, engel durumu, eğitim, sağlık ve istihdam durumları sağlıklı bir şekilde bilinmemektedir. Bu konuda mutlaka kapsamlı bir çalışma yapılmalıdır.
Engellinin kendi geliri esas alınarak maaş bağlanmalı.
Engellilerle ilgili maaş bağlamada, kriter değişikliği yapılmıştı. Kendi geliri yerine ailesinin geliri esas alınmıştı. Bu da önemli sayıda engellinin aylığının kesilmesine yol açtı, hatta burada görüştüğümüz kanunlarda geçmişle ilgili alacaklarının silinmesi gibi maddeler düzenledik.
Biz o günlerde de ifade etmiştik, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak eski sistemin daha doğru olduğunu düşünüyoruz, engellinin kendi geliri esas alınarak maaş bağlanması gerekmekte, aksi takdirde engelli ailesinin yanında muhtaç gibi bir konuma getirilmekte. Ayrıca bu engelli aylıkları mutlaka artırılmalı, mevcut hâliyle gerçekten yetersiz.
Kamuda 13.441 engelli kadrosu boş.
Engellilerin en önemli sorunu işsizlik. Bu konuda tabii yoğun talep bizlere de ulaşıyor. Kademe kademe engelli alımına dair sınavlar açılıyor, yerleştirme yapılıyor ama yeterli mi? Yeterli değil. En son, Devlet Personel Başkanlığının istatistiklerine baktığımız zaman kamuda 62.244 engelli memur kontenjanı, çalışan ise 48.803, açık kontenjan da 13.441 görünüyor, 18-20’lere varan bir açık var. Kamunun bu konuda kendi üzerine düşeni yapmaması tabii ki dikkat çekici.
MHP olarak önerimiz, yüzde 3 kotanın artırılması.
Yüzde 3 kotanın da artırılıp kamudaki engelli atamalarının artırılması, hiçbir engelli kardeşimizin işsiz kalmamasının sağlanması bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak önerimiz.
Engellilerin işe girmeden önce, işe girdikten sonra engeline göre maluliyet açısından farklı bir uygulama var, 5510 sayılı Kanun’la ilgili uygulama.Orada da doğuştan ya da sigortalılıktan önce engelli, sonra engelli diye bakılmaksızın bir eşitlik sağlanması gerekiyor.
Kişi başına düşen milli gelir dokuz yılın gerisinde kaldı.
Ülkemizin temel ekonomik ve sosyal sorunlarının başında enflasyon, işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği, borçluluk, bütçe açığı ve dış ticarette cari işlemler açığı gelmekte. Yıllardır ekonominin yapısal sorunları ciddiyetle ve kararlılıkla ele alınmamış, sosyal gelişmenin sağlıklı ve istikrarlı büyümenin önündekiengeller maalesef kaldırılamamıştır. Türkiye’nin 2017 yılı, bu yıl kişi başına millî gelirde gerçekleşme tahmini 10.579 dolar. Baktığımız zaman, 2008 yılında yakaladığımız 10.931 doların altındayız yani bir anlamda, dokuz sene öncesi bugünkü kişi başına düşen gelirden daha yüksek.
Asgari ücretli açlık sınırının altında.
TÜRK-İŞ’in her ay açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı var. Hemen en son açıkladığırakamı söyleyeyim. Ekim 2017, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.544 TL, yoksulluk sınırı 5.030 TL. Baktığımız zaman, bırakın yoksulluğu, asgari ücret bile açlık sınırının altında.
Diyanet İşleri Başkanlığımız her yıl sadaka, fitre, zekat için rakam veriyor biliyorsunuz. Bu yıl da belirlediği günlük 15 lira. Baktığınız zaman, dört kişilik bir aile için bu da 1.800 TL’ye tekabül ediyor.
Bizim5,5 milyon asgari ücretli, yine bir 5,5 milyon işsiz; bunları üst üste koyduğumuz zaman, ortalama emekli aylıklarına baktığımız zaman, 11 milyon emeklinin ağırlıklı olarak yine bu rakamların altında emekli aylığı aldığını görüyoruz.
Ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençlerimizin oranı yüzde 26,7.
En son Temmuz ayı verisi- 3 milyon 443 bin işsizimiz var, işsiz olduğu hâlde iş aramayanları da dâhil ettiğimiz zaman bu rakam 5,6 milyona yükseliyor. İşsizlik oranı 10,7; genç işsizlik oranı yüzde 21,1; yine Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençlerimizin oranı yüzde 26,7. bu rakamlar dolaylı olarak ülkemizde yoksulluğun boyutlarını da ifade ediyor.
Tüketici kredisi kullanan kişi sayısı 29 milyonu aşmış durumda.
Bankalar Birliği Risk Merkezinin en son açıkladığı verilere göre tüketici kredileri 507 milyar lirayı bulmuş durumda Türkiye’de. Sayı da veriyor kaç kişi tüketici kredisi kullandı diye, 29 milyonu aşmış durumda şu anda. İnsanımız borçlu, ki ayrıntılı verilerine de baktığınız zaman, bin liranın altında geliri olanların tüketici kredisi kullananlar içindeki oranı da yüzde 30’larda.
Hani yoksulluk envanteri dediğimiz bu sistemin son durumu hakkında bilgi verebilirseniz ondan da memnun olurum.
Yoksullukla mücadele etmek için “Aile Yardımı Sigortası” uygulamaya konulmalı
Aile yardımı sigortası yoksullukla mücadelede en önemli araçlardan birisi.Aile yardımları Türkiye’de bir sigorta kolu olarak henüz yürürlüğe sokulmadı, ben bunu bir eksiklik olarak değerlendiriyorum. Uluslararası Çalışma teşkilatının 102 sayılı Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi kapsamında mevcut 9 ilişkinin 8 tanesi uygulamada ama aile yardım sigortası henüz uygulamaya geçmiş değil.
Aile yardımları sigortası, primli sistem içinde işleyen ve aile kurmaktan doğan sosyal güvenlik risklerine karşı aileye sosyal güvenlik yardımı sağlayacak bir sigorta sistemidir. Ailenin Türk toplumunun temeli olduğu, ailenin korunması için devletin gereken tedbirleri almakta yükümlüğü olduğu bilinciyle aile yardımları sigortası mutlaka uygulamaya konulmalı.
Engellilerin, sorunları veistihdam durumları hakkında kapsamlı çalışma yapılmalı.
Türkiye’de engellilerin belirlenmesiyle ilgili en son çalışma 2002 yılında yapılmıştır. Bu araştırmaya göre, ülke nüfusunun yüzde 12,3’ü engelli olarak hayatını sürdürmektedir. Aradan geçen on beş yıllık süre içinde engellilerle ilgili geniş kapsamlı bir araştırma yapılmamış, 2010 yılında sadece veri tabanındaki engelli vatandaşlarımızın sorunu ve beklentileri çalışması yapılmıştır. Bugün itibarıyla engellilerin sayısı, engel durumu, eğitim, sağlık ve istihdam durumları sağlıklı bir şekilde bilinmemektedir. Bu konuda mutlaka kapsamlı bir çalışma yapılmalıdır.
Engellinin kendi geliri esas alınarak maaş bağlanmalı.
Engellilerle ilgili maaş bağlamada, kriter değişikliği yapılmıştı. Kendi geliri yerine ailesinin geliri esas alınmıştı. Bu da önemli sayıda engellinin aylığının kesilmesine yol açtı, hatta burada görüştüğümüz kanunlarda geçmişle ilgili alacaklarının silinmesi gibi maddeler düzenledik.
Biz o günlerde de ifade etmiştik, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak eski sistemin daha doğru olduğunu düşünüyoruz, engellinin kendi geliri esas alınarak maaş bağlanması gerekmekte, aksi takdirde engelli ailesinin yanında muhtaç gibi bir konuma getirilmekte. Ayrıca bu engelli aylıkları mutlaka artırılmalı, mevcut hâliyle gerçekten yetersiz.
Kamuda 13.441 engelli kadrosu boş.
Engellilerin en önemli sorunu işsizlik. Bu konuda tabii yoğun talep bizlere de ulaşıyor. Kademe kademe engelli alımına dair sınavlar açılıyor, yerleştirme yapılıyor ama yeterli mi? Yeterli değil. En son, Devlet Personel Başkanlığının istatistiklerine baktığımız zaman kamuda 62.244 engelli memur kontenjanı, çalışan ise 48.803, açık kontenjan da 13.441 görünüyor, 18-20’lere varan bir açık var. Kamunun bu konuda kendi üzerine düşeni yapmaması tabii ki dikkat çekici.
MHP olarak önerimiz, yüzde 3 kotanın artırılması.
Yüzde 3 kotanın da artırılıp kamudaki engelli atamalarının artırılması, hiçbir engelli kardeşimizin işsiz kalmamasının sağlanması bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak önerimiz.
Engellilerin işe girmeden önce, işe girdikten sonra engeline göre maluliyet açısından farklı bir uygulama var, 5510 sayılı Kanun’la ilgili uygulama.Orada da doğuştan ya da sigortalılıktan önce engelli, sonra engelli diye bakılmaksızın bir eşitlik sağlanması gerekiyor.








